100 YAŞINI GEÇENLERDEN SAĞLIKLI YAŞLANMA TÜYOLARI: Vitamin ve Mineral Takviyesi Yok, Glutensiz Beslenme Yok, Kronik Hastalık Yok... Peki Ama Nasıl?
Buğday, arpa, karabuğday, mısır, darı, yonca tohumu ve çavdar unu ile yapılan ekmekler gündelik yaşamın en değerli yiyecekleri olarak karşımıza çıkıyor. Hunzalılar patates, domates, salatalık, havuç, soğan çeşitleri, bol sarımsak, baklagiller beslenmelerinin büyük bir kısmını oluşturmakta. Sebze ve meyveleri yetiştirirken doğanın kaynağı dağ suyu ile yetiştiriyorlar. Kırmızı eti yiyorlar ama az miktarda ve balık genelde düzenli beslenmelerinde daha az yer alıyor. Yoğurt ise beslenmelerinde olmazsa olmaz. Taze meyveleri bolca yiyen uzun yaşayan Hunzalıların; dut, kayısı, elma, şeftali, kavun, kiraz ve üzüm daha çok tercihleri. Bu meyveleri sıklıkla topraklarında yetiştiriyorlar. Taze meyveyi günün her zamanı yemeyi tercih ediyorlar. Doğal, basit ve stressiz yaşayan Hunzalılar inek, koyun, keçi ve yak sütü kullanıyorlar. Bu sütlerden yoğurt ve peynir yapıp sıkça öğünlerinde yiyorlar. Ve ghee yağı yemeklerinde kullandıkları hayvansal yağ. Ama az miktarda kullanıyorlar. Yani denge onlar için önemli. Görüldüğü gibi işlenmiş besinler, paket yiyecekler, endüstriyel şekerler ve katkı, yağ dolu restoran zincirleri Hunza'da yok. Hunzalıların diğer bir özelliği kayısı, kayısı çekirdeği ve kayısı yağının uzun ve sağlıklı yaşamda onlar için mucizevi olduğuna inanıyorlar. Taze kayısı üreticiliğinde ustalar. Diram Fitti adını verdikleri filizlenmiş buğday unundan yapılmış ekmeklerine kayısı marmelatı ve tereyağı sürüp yiyorlar. Doğal tatlıları bu. Ve çaya bal katmak onlarda gelenek. Aynen uzun yaşayan Yunanistan'ın İkeria adasındakiler gibi. Özetle, uzun yaşayanların bu basit ve doğal yaşamında besinsel zenginliği, işlenmemiş doğal besinlerden zengin beslenmeleri, sosyal bir çevrede dayanışma içerisinde yaşamaları stresin olmamasını dolayısıyla hastalıkların da Hunzalılara uğramamasını sağlıyor.🤨