NOTOS 106. SAYI/ OCAK- MART 206
SEVGİ SOSYAL - KARİN KARAKAŞLI
Sevgi Soysal edebiyatımızın ayrıksı bir yerinde durur. Orada kendisini bütün yüzüyle gösterir. Onun okurlar, yazarlar ve tanıyanlar tarafından çok sevilmesinin duygusal nedenleri olduğu gibi herhalde ondan da önce yazdıklarının her şeyiyle benimsenmesi var. Bugün geriye dönüp bakıyoruz, parıltısı yaşadığı günlerden hiç mi hiç eksilmemiş.
BENZEMEZ KİMSE SANA TANTE ROSA
Kimse Tante Rosa yaşamadı diyemez. Sağ değil, hayatta değil, canlı.
Yenilmeyi bildiği oranda yenilmez. Kendiliği için koca bir dünya. Ne mutlu yolu onunla kesişmiş olanlara.
İçinde yer aldığı kitabın, elinden çıkan yazarın önüne geçen, onlardan bağımsızlığını ilan ederek macerasına koyulan kahramanlar var. Tante Rosa bu kategorinin en göz alıcı örneklerinden biri. O yüzden Tante Rosa dediğimiz de bir kitap değil.
Kanlı canlı bir kadın belirir gözümüzün önünde. Göbek bağını kendi kesen, zaman ve mekânı aşarak dünya üzerinde farklı kuşaklardan her kadına, her okura eşlik eden bir yoldaş. Üstelik kendisi yollarını hep tek basına yürümüşken...
SEVGİ SOYSAL’IN ALIMLANIŞINDAKİ DEĞİŞİMİN İZİNİ SÜRMEK - Egem Atik
Sevgi Soysal’ın 12 Mart öncesi eserlerindeki karakterler aktif siyaset içinde yer almaz, ancak bu durum onların karşılaştıkları sorunların bireysel düzleme indirgenebileceği, politik bir nitelik kazanmadığı ve bu yüzden önemsiz olduğu anlamına gelmez.
🤫