DENGE VE ARABALUCU POLİTİKASI KRİTİK ÖNEMDE
Bu senaryoda Ankara’nın denge ve taraflarla diyalog politikası kritik önemde. Bunu “Ne İran’la bağları koparmak ne de Batı’yla ilişkileri riske atmak” ifadesiyle ortaya koyabiliriz.
Bu senaryoda Türkiye arabulucu rolü üstlenebilir, diyalog kanalı olarak öne çıkabilir.
3. Senaryo: Uzun Süreli İç Çözülme.
İran’da ne olur?
* Protestolar dalga dalga sürer.
* Göç artar.
* Orta sınıf erir.
* Devlet ayakta ama toplum kopuktur.
Bu, rejimlerin en kırılgan olduğu haldir. Üzerine bir de ABD ya da İsrail tarafından müdahale olasılığı eklenirse, bölge yeniden karışabilir.
* İran’ın içe dönük zayıflaması Irak, Suriye, Lübnan gibi alanlarda güç boşluğu yaratabilir. Bu boşluk devlet dışı aktörleri, mezhep temelli yapıları, vekil güçleri hareketlendirir.
* Türkiye için bu, Suriye dosyasının daha karmaşık hale gelmesi, Irak’ta yeni güvenlik riskleri, PKK/YPG gibi yapıların manevra alanına sahip olması anlamına gelebilir.
* İran’ın zayıflaması; İsrail’in daha agresif hale gelmesine, Körfez ülkelerinin bundan etkilenmesine ve ABD’nin bölgedeki gücünün daha da artmasına neden olabilir.
4. Senaryo: Rejim İçi Kırılma.
İran’da ne olur?
Kısa vadede olası görünmese de en riskli ama en riskli senaryo.
* Güvenlik aygıtında çatlak.
* Rejim içi güç mücadelesi.
* Kontrolsüz bir geçiş süreci.
* Bu senaryo; bölgesel istikrarsızlığı tırmandıracaktır.
* Sınır güvenliği, enerji hatları ve ticaret ciddi risk altına girer.
* Büyük göç dalgaları tetiklenebilir.
TÜRKİYE NE YAPMALI?
* İran’ın toprak bütünlüğü ve istikrarı, Türkiye’nin çıkarınadır.
* Dış müdahale ve sertleşme, Türkiye açısından risktir.
* Sessiz çözülme, kısa vadede fark edilmez ama uzun vadede daha tehlikelidir.
En rasyonel pozisyon: İran toplumunun iç dinamiklerine saygılı, bölgesel yangını büyütmeyen, çok taraflı ve dengeli bir çizgidir. “İran’daki istikrarsızlık yalnızca Tahran’ın değil, Ankara’nın da dosyasıdır.
Çünkü İran’da çözülemeyen her kriz, sınırların ötesine taşar.”🤨