Palm Jumeirah’taki Zabeel Saray’ın içinde yer alan Zabeel Ottoman Spa (Talise), Orta Doğu’nun en büyük hamamı.
Dubai’nin ultra-modern imajının içinde Osmanlı hamam kültürünü yaşatıyor.
Bir diğer durak PAUS oldu. “Bir defalık iyi hisset” mantığında değil, sürdürülebilir rutin kurmaya odaklı bir merkez.
Aslında Dubai’nin wellness’a bakışı da tam olarak böyle.
Alışveriş için yıllık 105 milyon ziyaretçiyle dünyanın en çok ziyaret edilen noktalarından Dubai Mall’a gittik.
Gerçekten çok büyük ve heybetli bir alışveriş merkeziymiş.
Ve spor...
Wellness, spa, sauna, yapay zekâ destekli tesisler derken Dubai bununla da yetinmiyor.
Dubai Basketball takımı kurulmuş, Adriyatik Ligi’ne (ABA League) dahil olmuş bile. Biz Dubai’deyken takvimde Fenerbahçe maçı vardı, tabii ki gittik.
Coca-Cola Arena full, tribün enerjisi yüksek, organizasyon pırıl pırıl.
Dubai yolculuğunda spor müsabakaları da var yani.
Bir diğer hedef “dünyanın en aktif şehri” olmak.
Dubai “en”leri seviyor, hepimiz biliyoruz.
Dubai Fitness Challenge ile 30 gün boyunca günde 30 dakika hareket çağrısına 2.73 milyon kişi katılmış.
Dubai Run için Şeyh Zayed yolu trafiğe kapanmış. Gökdelenlerin gölgesinde 278 binden fazla kişi koşmuş.
Yani Dubai sporu ciddiye alıyor.
Biraz da gastronomi...
Alaya ve The Guild’den bahsetmeden geçmek istemem.
The Guild’in şefi Burak Pazarlıoğlu son dönemde gördüğüm en yetenekli şeflerden.
İki mekânı da gözüm kapalı tavsiye ederim.