Sessiz tehlike: Gizli şeker
GİZLİ şeker (prediyabet), kan şekeri düzeylerinin normalin üzerinde olduğu, ancak henüz şeker hastalığı (diyabet) tanı sınırına ulaşmadığı metabolik durumdur.
Bugün dünyada yaklaşık 500 milyon kişinin prediyabetli olduğu tahmin ediliyor. Yani bu tablo, istisnai bir ara durumdan çok, küresel ölçekte yaygın ve giderek büyüyen bir sağlık eşiğini temsil ediyor.
Eskiden müdahale etmiyor, ‘şeker hastası değil’ diye basit bir uyarıyla geçiştiriyorduk. Yeni çalışmalar gösteriyor ki, önceden bilinenin aksine prediyabete zamanında müdahale etmek ve bu durumu düzeltebilmek yalnızca diyabeti geciktirmekle kalmıyor; ömrü uzatabiliyor, kalp krizi ve inme gibi ciddi komplikasyonların riskini de azaltabiliyor. Bu nedenle gizli şeker, sanıldığı gibi “beklenip izlenecek” bir ara durum değil; doğru zamanda yakalandığında sağlık gidişatını gerçekten değiştirebilen kritik bir eşik.
DİYABET ÖNCESİ SON ÇIKIŞ
Prediyabet, kulağa tıbbi bir ara durak gibi geliyor. Ne tam hastalık ne de tam sağlık. Çoğu insanın zihninde de tam olarak böyle bir yerde duruyor. “Henüz diyabet değilmişim” cümlesi, tanı anında rahatlatıcı bir etki yaratıyor. Sanki kötü bir şeyden son anda dönülmüş gibi. Oysa prediyabet dediğimiz durum, bir rahatlama noktası değil; bir uyarı eşiği.
Bu yüzden prediyabet, “diyabet öncesi son çıkış” benzetmesini hak eder. Henüz diyabet değildir ama diyabete giden yolun üzerindedir. Ve bu yol sessizdir. Çoğu zaman ağrı yapmaz, ateş çıkarmaz, insanı yatağa düşürmez. Hayat devam eder. Sabah işe gidilir, akşam eve dönülür, çocukların ödevi yapılır, trafikte sinirlenilir, kahve içilir. Her şey normal görünür. Ama vücudun içinde, fark ettirmeden başka bir düzen kurulmaya başlamıştır.
“Halk arasında gizli şeker” denmesi bu sessizliği anlatıyor olabilir; ama aynı ifade meseleyi hafiflettiği için de tehlikelidir. Çünkü insanın bir şeyi ciddiye alması için çoğu zaman canının yanması gerekir. Prediyabet, çoğu insanda o “acı alarmını” çaldırmadığı için, tanı alındığında zihinde şu cümle belirir: “Şimdilik iyi.”