Bu yüzden hedefi sadece “diyabete dönüşmesin” diye daraltmak eksik kalır. Evet, diyabete dönüşmesin; bu hâlâ çok kıymetli bir hedeftir. Ama aynı zamanda kalp ve damar sağlığını koruyacak bir düzen kurulması da gerekir.
NORMALE DÖNMEK SADECE RAKAM DÜZELTMEK DEĞİLDİR
Uzun süreli takip çalışmalarından gelen veriler de bu bakışı destekliyor. İngiltere’de yürütülen bir çalışma, prediyabetten normale dönebilen kişilerde bunun yalnızca “tahlilde iyi görünmek” olmadığını; kalp-damar olayları ve ölüm riski gibi uzun vadeli sonuçlarla da ilişkili olabileceğini gösteriyor.
Bu nedenle “normale dönmek” kavramını doğru yere koymak gerekir. Gizli şekeri normale döndürmek, tek bir değerin rakamını düzeltmekten ibaret değildir. Bu, vücudun ritmini yeniden kurmak demektir. Beslenme, hareket, kilo, uyku ve stres birlikte toparlandığında, sadece şeker değil; tansiyon eğilimi, kan yağları ve genel damar yükü de değişmeye başlar. Kalp açısından anlamlı olan da budur: Tek bir değerin değil, bütün yükün hafiflemesi.