IŞIK BİLMEDEN YÖNETMEN OLUNMAZ
Kasapoğlu, “Yıllarca Mehmet Ulusoy’a asistanlık yaptım, ondan çok şey öğrendim” diye devam ediyor: “Işıkları, sesi ben yapıyordum. Bütün bunları bilmeden yönetmenlik yapabileceğini düşünmüyordum. Işığın sanatını hâlâ bilirim. 1982’de kendi tiyatromu kurdum. Yönetmenliğimi geliştirsin diye bir yıl Paris Konservatuvarı’nda oyunculuk eğitimi aldım. Tiyatroyu kurmak için otomobilimi, televizyonumu satmıştım ama iyi işler sahneye koyarsam devletten destek alabileceğimi biliyordum. İki sene sonunda destek almakla kalmadık sahneye koyduğumuz yapımlarla başka ülkelerde Fransa’yı temsil ettik.”
OYUNUN BİR MÜZİĞİ OLMALI
Paris’te 20 yıl kaldıktan sonra Şehir Tiyatroları’ndan Gencay Gürün’ün davetiyle İstanbul’a geldi. Kasapoğlu, “Teklifler birbirini izledi. Hâlâ Paris’e dönemedim. 30 sene oldu” diye gülüyor. Bir oyunu ne izletir ne izletmez? Yanıtı: “İçinizde ‘Bu hikâyeyi illa anlatmalıyım’ duygusu olmalı. Sırf para kazanmak veya kendinizi göstermek için yapılan oyun ancak üç gün sürer. Oyunun bir ‘müziği’ olmalı. Bu müziği birikimle, donanımla besteliyoruz. Ben yedi sene psikanaliz yaptım. Hâlâ insan ruhunu çözmek için uğraşıyorum.”
SENE 1980’ler - Paris’te Mehmet Ulusoy’un ‘Benerci Kendini Niçin Öldürdü’ oyunu