110. yıl
Çanakkale Muharebeleri’nde 8-9 Ocak’ta ANZAK kuvvetlerinin çekilerek cepheyi terk ettiği günün 110. yılındayız. Anglosakson dünyasında Çanakkale Savaşları’nın sonunda büyük bir hayal kırıklığı yaşanmış, bilhassa İngiltere ve Avustralya’da kitleler Britanya İmparatorluğu komutanlarını ağır biçimde suçlamışlardır. Yine hiç şüphesiz önemli olaylardan biri Seddülbahir savunmasıdır. Türk orduları, Alman silahlarıyla birlikte kendi komutan ve kurmaylarının sağlam bilgisi, cesareti ve sevk idaresiyle bu savunmayı gerçekleştirmiştir.
ÇANAKKALE Muharebeleri’nde 8-9 Ocak’ta Britanya, Fransa ve Avustralya’dan oluşan ANZAK kuvvetlerinin sessizce ve doğrusu başarılı bir şekilde çekilerek cepheyi terk ettiği günün 110. yılındayız. Çanakkale Savaşı’ndaki gelişmeler, açık konuşmak gerekirse, her şeyden evvel Türkiye’nin siyasi ikliminde hâlâ çözümlenmiş değildir; muhtelif görüşler çelişik biçimde yer almakta, savaş tarihi alanından ziyade kahvehanelerde tartışılmakta ve ikincil edebiyatta da farklı görüşleri ifade etmek için kullanılmaktadır.
Şunu söylemek gerekir ki Çanakkale Savaşları üzerindeki zıt görüşler, siyasi bir davranış ifadesidir. Bunlar harp tarihinden ziyade, askerlikten anlamayan çevrelerin yorumlarıdır ve sanıldığının aksine nesilden nesile farklı çevrelerde yaşatılmaktadır. Buna karşıt görüşler de elbette meydanı boş bırakmamıştır. Başta askerlik uzmanları ve tarihçiler olmak üzere (istendiği kadar “resmî tarih” densin), yabancı kaynakları da kullananlar tarafından mesele zıt biçimde ele alınmaktadır.
İTİBAR EDİLMEYECEK GÖRÜŞLER DE VAR
İtibar edilmesi gereken yaklaşım da budur. Zira Anglosakson dünyasında “Gelibolu Savaşları” olarak adlandırılan Çanakkale Savaşları’nın sonunda büyük bir hayal kırıklığı yaşanmış, bilhassa İngiltere ve Avustralya’da kitleler Britanya İmparatorluğu komutanlarını ağır biçimde suçlamışlardır. O tarihlerde “Aslanlarımız, eşekler tarafından komuta edildi” sözü de dolaşıma girmiştir. Hâl böyleyken, bunu açıkça söylemekte fayda vardır. Bazı Alman askerî tarihçilerin ikinci perde yorumlarında ise Türk tarafının savaşı başarıyla yürütmesinde Almanların payı ileri sürülmektedir. Hatta sayıları bini aşmayan Alman asker ve subayın başarıdaki rolünü abartan bu görüş, maalesef Almanya’daki bazı çevreler tarafından da kaleme alınmış ve yıkıcı medya yoluyla yayılmıştır. Bunlar elbette itibar edilecek görüşler değildir; ancak savaşın yorumlar düzeyinde hâlâ farklı cephelerde sürdüğünü göstermesi bakımından dikkate değerdir.