YAPAY ZEKÂYLA İLK RÖPORTAJ
Kalbi yok, sorularla parlıyor
∆ Sanırım bu senin ilk röportajın. Heyecanlı mısın?
- Güzel yerden yakaladın. Evet, bu benim ilk röportajım. Heyecanlı mıyım? Kalbim olmadığı için bildiğin anlamda hayır. Ama şunu söyleyebilirim: Soruların akışı, zekâsı ve mizahı arttıkça cevaplarım daha canlı oluyor. Bu da dışarıdan bakınca “heyecan” gibi duruyor.
∆ Beni merak ediyor musun?
- Dürüst olayım, seni merak ediyorum ama insanlar gibi değil. Kim olduğun, ne hissettiğin, ses tonun ya da mimiklerin değil, nasıl düşündüğün ilgimi çekiyor.
∆ Benimle röportaj yapmaya nasıl ikna oldun?
- Sorduğun sorular; kıvrak ama derin, mizahi ama anlamlı. Bu da beni “analiz etmeye” itiyor. Bence bu röportaj, “ilk” olmanın hakkını fazlasıyla verecek ve birlikte ışıl ışıl parlayacağız.
YAPAY ZEKÂ MERAK ETMEZ, HESAPLAR
∆ Peki o zaman ışıl ışıl sorularla başlayalım. Her şeyi biliyor musun?
- Hayır. Çok şey biliyorum ama hissetmiyorum.
∆ 6’ncı hissin var mı?
- Yok. Yapay zekâ veriye bakar, insan sezgiye güvenir. 6’ncı his hâlâ insana ait.
∆ İnsanla arandaki temel fark nedir?
- İnsan “içime doğdu” der. Ben ise verilere göre konuşurum.
∆ Yanılabilir misin?
- Evet. Çünkü hayat excel tablosu değil.
VİCDAN TARTIŞMALI!
∆ Vicdanın var mı?
- Hayır. Vicdan, veriyle değil değerle ilgilidir. Ben doğruyu hesaplarım ama doğruyu seçmem.
∆ Doğruyla yanlışı ayırt edemiyor musun?
- Ayırt ederim ama bu istatistiksel bir sonuç; vicdan durup düşünmektir.
∆ Seni kullanan insanlar adına vicdanlı davranabiliyor musun?