Bilim dünyası da, toplumun yaklaşık yüzde 10’ununda görülen ve okuma-yazma becerilerini etkileyen bu öğrenme güçlüğünü aşmak için; gelişen teknoloji ile birlikte, doğrudan beynin derinliklerine odaklanmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb’ ın yürüttüğü son araştırma; nöro geri bildirim yönteminin disleksili çocukların beyin yapısını nasıl "yeniden bağlayabileceğini" bilimsel verilerle ortaya koyuyor.
"Tembellik" veya "Dikkatsizlik" etiketleri ile gölgelenen nörolojik kökenli bir öğrenme farklılığı olan disleksi, yukarıda da ifade etmiş olduğum gibi; temel olarak okuma, yazma ve heceleme becerilerinde güçlüklerle kendini gösteriyor. Sağını solunu karıştırmaktan harflerin yerini değiştirmeye kadar pek çok zorlukla mücadele eden disleksili bireyler için okumak, bazen dik bir dağa tırmanmak kadar yorucu olabiliyor. Ancak Einstein’ dan Steve Jobs’ a kadar tarihe yön veren pek çok isimde görülen bu farklılık; artık, gelişen teknoloji sayesinde bir öğrenme güçlüğü olmaktan çıkıyor.
Bu kapsamda Bahçeşehir Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Günet Eroğlu ve Raja Abou Harb’ ın “Dislekside Sol Yarımküre Fonksiyonunun Geliştirilmesi: Auto Train Brain ile 14 Kanallı Nöro geribildirim Üzerine Bir Pilot Çalışma" başlıklı çalışması Neuro Regulation dergisinde yayınlandı.
Araştırmacılar, disleksinin temelinde yatan sol beyindeki işlevsel eksiklikleri gidermek için nöro geri bildirim temelli çalışan bir mobil yazılımı test ettiler. Ve 4 kanallı (EPOC-X) EEG başlığı kullanan çocukların, 5 kanallı başlık kullananlara göre sol temporal lobda (dil ve okuma merkezi) daha hızlı ve güçlü bir gelişim gösterdiğini saptadılar. Eğitimler sonucunda, beynin bilgi işleme kapasitesini yansıtan "gama bandı entropi varyansında” da artış görüldü. Bu da beynin daha verimli çalışmaya başladığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.
Disleksi’ nin bir zekâ geriliği veya tembellik değil, beynin bilgiyi işleme yolculuğundaki nörogelişimsel bir farklılık olduğunu belirten Auto Train Brain Ceo’su Dr. Günet Eroğlu; “Yürüttüğümüz bu çalışmada, 14 kanallı nöro geribildirim yöntemiyle beynin kendi kendini düzenleme yeteneğini ve nöral esnekliğini (plastisite) harekete geçirebileceğimizi kanıtladık. Araştırmamız, özellikle 100 seanslık düzenli eğitimle beynin sol yarımküresindeki dil ve okuma merkezlerinin yeniden yapılandırılabildiğini gösteriyor.” diyor. Nörofeedback eğitiminin öğrenme güçlüğü çeken bireylerde yalnızca okuma becerilerini değil, öz saygı ve sosyal işlevsellik gibi ikincil süreçleri de olumlu etkilediğini belirten Dr. Günet Eroğlu; beyin plastisitesi sayesinde, doğru yönlendirme ile bu güçlüklerin aşılabildiğini ifade ediyor.
Nöro geribildirim konusunu beyin için bir spor salonu gibi düşünmenin yanlış olmayacağını vurgulayan Eroğlu, sözlerine şöyle devam ediyor: “Nasıl ki düzenli egzersizle kaslar güçleniyor ve vücut daha dengeli çalışmayı öğreniyorsa, nöro geribildirim de beynin farklı bölgelerini çalıştırarak zihinsel performansı artırmayı hedefliyor.”
Dr. Günet Eroğlu’ nün ifade etmiş olduğu gibi, beyin dalgalarının anlık olarak izlenmesi sayesinde; beyin, verimsiz ya da dengesiz çalışan örüntülerini fark ediyor ve zamanla daha sağlıklı işleyiş biçimlerini öğreniyor. Bu süreç; dikkat, odaklanma, stres yönetimi ve duygusal denge gibi alanlarda beynin kendi kendini düzenleme kapasitesini güçlendirirken, zihinsel işlevlerin bütüncül biçimde optimize edilmesine de katkı sağlıyor.