Ancak geçen hafta Reuters’a konuşan İran asıllı akademisyen Vali Nasr’ın dediği gibi iki ülkenin dinamikleri farklı. Bir kere coğrafi olarak İran çok daha büyük bir ülke, Kürt ve Sünni azınlıklarıyla etnik olarak daha çeşitli, dahası yıllardır tutarlı ve derinleşmiş kurumları var.
Reuters’dan Samia Nakhoul’a konuşan iki diplomat ve iki hükümet yetkilisine göre İran’ın “düşmesi” için en başta güvenlik elitinin taraf değiştirmesi gerekiyor. Şu anda sayıları bir milyona varan bir güvenlik ordusu var İran’ın; Devrim Muhafızları ve paramiliter gruplar birbirine kenetlenmiş durumda ve bu aşamada taraf değiştirecek gibi durmuyorlar. Rejime sıkı sıkıya bağlılar ve direnişçilere şiddetle karşılık vermekten çekinmiyorlar.
Devletin emirlerini yerine getiriyorlar. Halbuki Venezuela’da rejimin içinden unsurlar devlet başkanı Maduro’ya ihanet ederek aylar boyu ABD’yle işbirliği yaptı. Başkanın konutunun en ince ayrıntısına, Maduro’nun her gece nerede yattığına dair her türlü bilgi ABD’nin elinde vardı. Operasyonun provası ABD’de inşa edilen maket konutta defalarca tekrarlandı. Maduro’dan sonra yerine kimin geçeceği de belli ki önceden kararlaştırıldı. İçeriden destek ve güvenilk güçlerinin işbirliği olmasa bugün Maduro hala yerindeydi.
Nasr’a göre İran’daki rejimin zayıflaması için kalabalıkların çok daha uzun süre sokaklarda direnmesi gerek. İran şu anki haliyle “düşmekte olan” bir rejim değil, sadece “ilerlemekte zorlanan” bir durumda. Eğer güvenlik güçleri taraf değiştirirse İran’da rejim değişikliği ihtimali çok daha kuvvetlenir, ancak bu sadece devlet içindeki bir bölünmeyle mümkün olabilir.🤔