Kılavuzu yapay olanın...
Murat Dalkılıç yapay zekâyla birbirine girdi. Hem ne girmek.
Böyle ağır lafları Merve Boluğur’la boşanırken bile belki sokmamışlardır birbirlerine.
Murat: Yalancı, pislik, seni terk ediyorum...
ChatGPT: Gitme diye yalvaracak halim yok!
Aralarındaki mesele, yapay zekânın verdiği yanlış tavsiye. Murat Dalkılıç “Zarar ettim” dediğine göre bir yatırım tavsiyesi falan herhalde.
“Yapay ukala”nın üfürmesiyle ne kadar ütüldü bilmiyorum tabii.
Belli ki can yakacak bir meblağ.
Hani meşhur bir atasözü var: Kılavuzu karga olanın...
Atalım oradan “karga”yı, koyalım “yapay zekâ”yı.
Sen bir de kediye sor...
Astral seyahat, uzaylılar, bilmem neler gibi tuhaf açıklamalarla kendi de eğlenen, bizi de eğlendiren Yusuf Güney akıl almaz açıklamalarına bir yenisini ekledi:
“Görünen varlıklar vardı. Baktılar ki laf dinlemiyorum, bana cin kavmi yolladılar. Kafayı yemem ve delirmem için... Başta çok korkmaya başladım, sonra bu durum çok normalleşti. Aklınızın alamayacağı şeyler yaşadım. Evdeki kediyi delirttiler; evin içinde gördüğü varlıklardan çıldırıyordu...”
Sanatçıların zaman zaman bu tür şeylere takmaları, çok da yabancı olmadığımız bir durum.
Kimi zaman gerçekten, kimi zaman felsefe olsun diye, kimi zaman da konuşulmak için. Aralarında en sevimlisi de Mustafa Topaloğlu’ydu galiba.
Ama Yusuf’un söyledikleri, artık gerçeklikten kopma boyutunda. Savcılar bazen “re’sen” harekete geçebiliyor ya.
Ne bileyim, psikologlar da re’sen falan harekete geçemez mi?
Hiç olmazsa kediyi alıp kurtarsak oradan.