Mutfak insanın evrenle kurduğu ilişkinin aynasıdır
Her şef sadece bir tabak değil, bir duruş servis ediyor. Örneğin ben hamsi gibi sürü halinde yaşayan küçük balıkları yiyorum. İnsan gibi duygu yönetimi yok. Ahtapotuysa yememeyi tercih ediyorum. Benim denge noktam bu. Size bunun nedenini anlatacağım..
Bu meslekteki ilk hedefim Türk mutfağını dünyaya tanıtmaktı. Avustralya merkezli başladığım yolculukta aradan geçen yıllar bana yalnızca tabak yapmayı değil, aynı zamanda sorgulamayı da öğretti. Bir noktada içimde şu soru yükseldi: Benim gurur duyduğum milliyetim dışında etik duruşum ne? Bu sorunun tohumu, hiç beklemediğim bir yerden, ‘Ahtapottan Öğrendiklerim’ belgeselinden düştü toprağa. O ahtapotun insana bakışı, saklanışı, oyun kurması, acıyı hissetmesi... Bütün bunlar hayvan zekâsının ve duygusal dünyasının küçümsenecek bir şey olmadığını, tersine bizden sakince saygı beklediğini gösterdi. Üzerine okudum, araştırdım, biliminsanlarını dinledim. Bir canlı kavanoz kapağını açabiliyor, acıyı hissediyor ve bağ kurabiliyorsa o artık tabağa gelmeden önce düşünülmesi gereken bir varlıktı. O noktada elim durdu ve yolumu değiştirdim.🤫
Bu konuyu ‘MasterChef’te dile getirdiğimde izleyicinin refleksi bana çok şey öğretti. Kimi destekledi, kimi alay etti, kimi “Ya diğer hayvanlar” diye sordu. Hepsinin içinde değerli bir şey vardı. Bugün yemek artık yalnızca damakta değil, vicdanda tartılıyor. Tabağın üzerinde ne olduğu kadar, oraya hangi inançla konduğu da okurun, izleyicinin, misafirin gündeminde.
Alex Atala🤨 🤭