ABD, Rus, Çin, Japon, Avrupa...
Ve daha onlarca milletten insan.
Yer yüzünde akan kanın tersine;
Belki de insanlığın kendisini yalnız hissettiği evrende;
Birbirine sarılıp saygı ve dostluk duyduğu en masum yer oluyor..
İşte Sergey’in yazdıklarının kalbi açıklaması budur.
Ne tuhaf değil mi?
Yeryüzünde bayraklarını açıp savaşanlar, gökyüzünde göğüslerindeki aynı bayraklarla böyle bir dostluğu yaşayabiliyorlar.
Saatte 17 bin 500 mil hızla dünya yörüngesinde dolaşan bu insanlık istasyonu, çeyrek yüzyılda, dünyanın dört bir yanından 300 astronota ev sahipliği yaptı. Birlikte, tıp, malzeme bilimi ve iklim araştırmalarında ilerlemeler sağlayan binlerce deney gerçekleştirdiler.
Ancak keşiflerin ötesinde bu yolculuk;
İnsanlığın bu evrende bir ırk olduğunun anlaşıldığı bir “dostluk istasyonu” haline de geldi.
Uzun zamandır Sergey’i takip ediyorum.
Daha önce Christina Hammock’u takip ediyordum.
Uzaydan harika mesajlar alıyordum.🤫
YENİ BİR DÜNYA KURULUR MU
Bu dostluk dolu mesajları her aldığımda;
Bir gün Afrika’dan bir gün Akdeniz’den gönderdikleri fotoğraflara her baktığımda sormuştum: “İnsanlık on binlerce yıldır yeryüzünde bunca savaşı, acıyı, nefreti ve öfkeyi nereden buluyor?”
Belki de bu sorunun yeryüzünde bir cevabı yok.
Yarın Davos’ta Dünya Barış Kurulu için atılan imzalar için sorulan;
BM’nin ve NATO’nun yerine; Yeni bir dünya düzeni kurulur mu sorusuna bakalım.
İyi hafta sonları...