BU FİLM İNSANLARIN HAYATINI DEĞİŞTİRECEK
-“Christy” filmi sadece bir spor hikâyesi değil, güçlü bir hayat mücadelesini de anlatıyor. Bu film sizin için ne ifade ediyor?
- Christy Martin: Ben kendi adıma çok şanslıyım. Tanrı beni kutsadı ve bugün hâlâ burada olup aile içi şiddet, cinsellik gibi önemli meseleler hakkında konuşma fırsatını verdi. Ben zaten gerçek anlamda ‘en büyük underdog’um. Boks Onur Listeleri’ne girebilmiş olmak inanılmaz bir ayrıcalık. Ve yaşadığım her şeye rağmen bugün hâlâ hayattayım.
Ama asıl mesele; bu ekip benim hayat hikâyemi sahiplenip bu işe girişti. Bu film insanların hayatını değiştirecek. Hikâyelerin yapması gereken insanların hayatlarına dokunmak, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek.
Siz Hollywood tayfası sürekli uydurma hikâyelerle filmler çekiyorsunuz; dışarıda kimseye dokunmayacak, kimsenin hayatını değiştirmeyecek şeyler çok fazla. Ama bu film öyle olmayacak. Bu film insanlara bir şey öğretecek, bir çıkış yolu gösterecek, daha iyi bir hayatın mümkün olduğunu anlatacak. Kimsenin şiddet gördüğü bir ilişkinin içinde kalmak zorunda olmadığını gösterecek. Ya da kim olursa olsun, herkesin çıkıp “Ben buyum” diyebileceğini, kendine dürüst olabileceğini hatırlatacak.
FİLMDEKİ DÖVÜŞLER GERÇEK HİSSETTİRMELİYDİ
- David, boks filmlerine alışığız ama bu filmdeki ring sahnelerinde çok ham ve canlı bir enerji var. Bunu yaratırken çıkış noktanız neydi?
- David Michôd: Benim için en önemlisi şuydu: Filmdeki dövüşler en temel seviyede bile gerçek hissettirmeliydi. ‘Gerçek’ hissettirmek de benim için biraz dağınık hissettirmek demekti; o dağınıklığı kabullenmek, hatta kucaklamak. Evet, bunlar stratejiyle hareket eden, inanılmaz antrenman yapan çok yetenekli sporcular. Ama ringin ortasında her zaman bir noktada bitkinlik olur. Kenarda nefes nefese kalırsın, bazı yumruklar boşa gider, bazı kombinasyonlar hiç işlemez. Bunları aynen sahiplenelim istedim. Dövüşler “Matrix” gibi görünmek zorunda değil. Dövüş, dövüş gibi hissettirmeli.😏