RADİKALDEN ÇOK RADİKALCİ
TRUMP’ın seçilmesinde en büyük paylardan biri şüphesiz yasadışı göçmenler politikası.
Biden’ın basiretsiz sınır politikası ve Kamala’nın göçmenler konusunu eline yüzüne bulaştırması Trump için boş kaleye yuvarlanmış gol gibiydi.
Trump 1 yıldır vaat ettiğini gerçekleştiriyor.
Toplu sınırdışı, yabancılara yönelik baskı, Demokrat şehirlere çökme...
Yalnız Trump’ın radikal ve şiddet dolu göçmen politikası hiç iyi bir yere gitmiyor.
Bu ayın başında Amerikalı bir annenin dünyanın gözü önünde kafasından vurularak öldürülmesi infial yaratmıştı.
Bir de bunun üstüne geçen gün Amerikalı bir yoğun bakım hemşiresinin herkesin gözü önünde adeta infaz edilir gibi öldürmesi onlarca milyon Amerikalı için bardağı taşırdı.
Amerikalıların birbirine “iç savaşa mı gidiyoruz” diye sorduğu noktaya geldik.
Yalnız Trump’ın tam yetki verdiği kadrosu da “sınırsız dokunulmazlığınız var” dedikleri federal ajanlar da kontrolden çıkmışa benziyor.
Öyle ki... Trump bile vites küçültürken kendileri radikalden
çok radikalci takılıyor.
Ekibi, öldürülen Amerikalılara “terörist” derken Trump önce Amerikalı annenin ölümünün “korkunç bir şey” olduğunu ve ajanların “bazen hata yapabileceğini” söyledi.
Sonra da hemşire için ekibi gibi “terörist” demedi.
Sınır Devriye Komutanı’nın kovulduğu iddiaları varken Trump, Vali Walz ve Belediye Başkanı Frey ile
konuşup gerginliği azaltmış gibi duruyor.
Trump’ın birden vicdan yaptığını falan düşünmüyorum...
İki etken var:
1. Üst üste gelen anketler... Halkın yüzde 60’ı operasyonlar fazla ileri gitti diyor.
2. Kendisine körü körüne bağlı taraftarları ve medyadaki destekçilerinin bile olayları artık savunamayacak hale gelmesi.
Radikalden çok radikalciler her an ofsaytta kalabilir.