Mevcut anlaşma yalnızca sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsıyor. Yeni bir gümrük anlaşması halinde kapsam genişleyecek ve tarımın tamamı, hizmetler, kamu alımları, e-ticaret, teknoloji ve dijital ürünleri de içine alacak. AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına Türkiye otomatik olarak taraf olacak. Böylece haksız rekabet giderilecek. Karbon düzenlemeleri vs. de AB ülkeleriyle eş değer yükümlülüklere sahip olacağız.
Avrupa Birliği Gümrük Birliği anlaşmasının yenilenmesini ekonomik gerekçelerden çok adeta siyasi bir koz olarak gördüğü için buzdolabında tutuyor.
Kasım ayında Brüksel’de yapılan zirveye görüntülü olarak katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat “Gümrük Birliği modernizasyonu siyasi tartışmalardan bağımsız yürütülmeli; her gecikme iki tarafın iş dünyası için maliyet anlamına geliyor” demişti.
DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise pandemi sonrası yaşanan tedarik zinciri sorunlarına, Avrupa’daki ekonomik yavaşlamaya, güvenlik ihtiyaçlarına ve enerji krizine dikkat çekerek şunları söylemişti:
“Türkiye enerji, güvenlik ve tedarik zinciri alanlarında Avrupa için stratejik, dayanıklı ve tamamlayıcı bir ortaktır. Türkiye daha güçlü iş birliğine hazırdır; Avrupa tarafının bu fırsata nasıl yaklaştığı önemli bir sorudur.”
Anlaşılan Avrupa Birliği son dönemde yaşadığı çalkantıların ilacını yanı başındaki Türkiye’den daha çok uzaklardan temin etmenin peşinde.
DEİK son dönemde AB nezdindeki çalışmalarını hızlandırdı, sıkı takipteler. Türkiye’nin haklılığını her fırsatta haykırmaktan, her fırsatı değerlendirmekten, eylemleri artırmaktan yılmamak lazım. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi siyasetin gölgesinde kaldıkça zarara uğramaya devam edeceğiz.