Vegan McDonalds olsa da gitsek
San Francisco’da kısa süre önce açılan vegan McDonald’s şubesi bana sadece yeni bir menüyü değil, dünyadaki büyük bir zihniyet değişimini düşündürdü.
Bir zamanlar fast food denince akla yağ, et ve suçluluk gelirdi. Şimdi ise gezegenin en büyük hamburger zinciri bile bitki bazlı beslenmeye alan açıyorsa, gerçekten yeni bir çağın içindeyiz demektir.
Bu şube tamamen vegan ürünlerden oluşuyor. Et yok, süt yok, hayvansal hiçbir içerik yok ama menü yine tanıdık: Burger var, patates var, milkshake tadında bitkisel içecekler var.
İnsanlar alışkanlıklarından kopmadan daha etik ve sağlıklı bir tercihe yönlendiriliyor. Bence işin sırrı tam da burada. Kimseye “Hayatını kökten değiştir” denmiyor. Yalnızca “Daha iyisini, daha vicdanlısını seçme şansın var” deniyor.
Bu dönüşüm sadece beslenmeyle ilgili değil. Mental sağlıkla da çok bağlantılı.
Çünkü artık insanlar hem kendine hem dünyaya zarar vermeden mutlu olmak istiyor. Yediği şeyden suçluluk duymak istemiyor. Hayvanlara zarar verdiğini düşünmeden keyif almak istiyor. Bu da insanın iç huzurunu doğrudan etkiliyor.
San Francisco gibi şehirler hep geleceğin fragmanı gibidir. Orada başlayan trendler birkaç yıl içinde dünyaya yayılır.
Bugün vegan McDonald’s kulağa sıra dışı geliyor olabilir ama yarın her ülkede bitki bazlı menüler standart hale geldiğinde kimse şaşırmayacak.
Umarım en yakın zamanda İstanbul’da da vegan bir McDonalds açılır ve ben müdavimi olurum. Bu aslında büyük markaların şunu kabul etmesi demek:
Tüketici değişti. Vicdanlı, bilinçli ve sorgulayan bir tüketici doğdu.Ve bu değişim en çok da genç nesilden geliyor. Ben bunu sadece bir restoran açılışı olarak görmüyorum. Bu, dünyada şefkatin ve farkındalığın yavaş yavaş ana akıma taşınması. Bir zamanlar hayvan hakları “marjinal bir konu” gibi görülürdü.
Bugün dünyanın en büyük markaları buna göre ürün geliştiriyor. İşte gerçek dönüşüm bu.
Açıkçası bu bana umut veriyor.