AKRAN ZORBALIĞINA BİR DE BU YÖNÜYLE BAKIN
SALİM Kadıbeşegil iyi
bir iletişimci olmasının ötesinde, sosyolojik kırılmaları erken fark edenlerden.
Soruyu doğrudan sordum:
“Bu artan şiddeti nasıl okumak lazım?”
Cevabı netti.
“Akran zorbalığının
aktörlerinin ilerleyen yıllarda bulundukları ortamların
her anlamda ‘sosyal teröre’ bulaştıranlarla aynı kişiler
olduğunu çevremize baktığımızda çok net görürüz.”
Akran zorbalığı meselesini son yıllarda çok sık gündeme getiriyoruz.
Bir yerden sonra tablo tanıdık geliyor.
Okul bahçeleri; harçlığı gasp edilen çocuklar, yemeği zorla alınanlar, şikâyet ederse dayakla susturulanlar...
Ve Kadıbeşegil’in altını özellikle çizdiği nokta şu.
“Bu yıllar çok hızlı geçer ama zorbalığı yapanlar
şunu keşfeder, yaptırım
yoksa güç artar.”
İşte kırılma tam burada.
Bugün trafikte yol kesenle, tribünde gözü dönenle, evde eşine el kaldıranla, siyaseti ya da futbolu fanatizme boğan hep aynı ruh halinde.
Kadıbeşegil’e göre hepsi aynı yerden besleniyor.
Ve ekliyor.
“İnsanı insanlıktan mahrum eden tüm kusurlu davranışların kökeninde ergen yaşlarda görülen fanatizmin insanlık renginden yoksun akran zorbalarında görmek mümkün. Çünkü ergenlik yıllarında kusurlu rol modelleri ceplerinde taşımışlardır. Utanç, dışlanma ve statü kaygısının ilk deneyimlerini ‘biz ve onlar’ şeklinde etiketlemişlerdir. Argo dil, aşağılamanın mizah kılıfıyla tedavüle çıkmıştır. Şikâyetler veya yaptırımlar yetersiz kalmışsa daha da güçlendiklerini keşfetmişlerdir. Zorbalığın dozunu artırmakta bir sakınca görmemişlerdir. Kişisel yetersizliklerinin bastırılmasında hep bu bastonu kullanmışlardır.”
“Bu yıllar çok hızlı geçer ama zorbalığı yapanlar
şunu keşfeder, yaptırım
yoksa güç artar.”
İşte kırılma tam burada.
Bugün trafikte yol kesenle, tribünde gözü dönenle, evde eşine el kaldıranla, siyaseti ya da futbolu fanatizme boğan hep aynı ruh halinde.
Kadıbeşegil’e göre hepsi aynı yerden besleniyor.
Ve ekliyor.
“İnsanı insanlıktan mahrum eden tüm kusurlu davranışların kökeninde ergen yaşlarda görülen fanatizmin insanlık renginden yoksun akran zorbalarında görmek mümkün. Çünkü ergenlik yıllarında kusurlu rol modelleri ceplerinde taşımışlardır. Utanç, dışlanma ve statü kaygısının ilk deneyimlerini ‘biz ve onlar’ şeklinde etiketlemişlerdir. Argo dil, aşağılamanın mizah kılıfıyla tedavüle çıkmıştır. Şikâyetler veya yaptırımlar yetersiz kalmışsa daha da güçlendiklerini keşfetmişlerdir. Zorbalığın dozunu artırmakta bir sakınca görmemişlerdir. Kişisel yetersizliklerinin bastırılmasında hep bu bastonu kullanmışlardır.”