Değişimden korkmamak
Tüm gün mutfakta çalışıp teftişlerini yaptıktan sonra masaya yanıma geliyor Mireille. Bir yandan sohbet ediyoruz, bir yandan bana tadım yaptırıp fikirlerimi soruyor. Samimi görüşümü gerçekten duymak isteyip istemediğini soruyorum. Yediğim her şeyi, özellikle sarımsak soslu tavuk şişi çok beğendiğimi ama Lübnan usulü yapılan kıyma kebabının bizim damak tadımıza pek uymadığını söylüyorum. Dikkatle dinliyor. “Ne yapalım, bizim usul böyle, dünyada 10’un üzerindeki şubemizde de böyle servis ediyoruz” diyebilirdi. Ama tam tersini yapıyor. Bizim usulü soruyor. Anlatıyorum: “İçinde tarçın, soğan ve yoğun baharat olmaz.” Adana stilini tarif ediyorum; sadece tuz, pul biber ve bazen ince doğranmış kapya biber... Hemen mutfaktaki ustayı çağırıyor, tarifi aktarıyor. 10 dakika sonra gelen kebabı kendisi de tadıyor ve bayılıyor. İstanbul’daki tariflerin revize edilmesini istiyor.Bu belki bir detay gibi görünebilir. Ama bence Mireille’in liderliğini ve bu markanın neden büyüyebildiğini anlatan en önemli sahnelerden biri tam olarak bu: Dinlemek, uyumlanmak, değişmekten korkmamak. ‘Bir kadın isterse her şeyi yapar’ cümlesi işte tam burada romantik bir slogandan çıkıp gerçek bir karşılık buluyor. Çünkü istemek tek başına yetmiyor. Risk almak gerekiyor. Ciddiye alınmamayı göze almak gerekiyor. Erkek egemen gastronomi dünyasında ‘evden gelen bilgi’ye güvenmek cesaret istiyor. Mireille’in yaptığı tam olarak bu; teknik diplomalara değil, kendi mutfak hafızasına yatırım yapmak.🤨