Çürüdükçe çürüyenler...
Diktatörlük dönemi Brezilya’sında, aralarında husumet olan şirket sahibinin, peşine iki kiralık katil taktığı bir teknoloji uzmanı... Kleber Mendonça Filho, son çalışması ‘Gizli Ajan’da ülkesinin karanlık tarihinde geziniyor ve çürümenin tasvirini çiziyor. Geçen yıl Cannes’dan En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ve FIPRESCI (Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu) ödülleriyle dönen film, dört dalda da Oscar adayı...
Yıl 1977... Diktatörlüğün hüküm sürdüğü Brezilya’da Marcelo, memleketine doğru yola çıkmıştır. Sarı ‘kaplumbağa’ model Volkswagen’ıyla seyahat eden 40’lı yaşlarındaki bu kişinin amacı bir sinema salonu işleten kayınpederinin yanındaki oğlu Fernando’ya kavuşmak ve birlikte gelecek kurmaktır. Ne var ki akademisyenken sorun yaşadığı şirket yöneticisi Ghirotti ve oğlu, eski bir hesabı kapatmak için peşine kiraladığı iki tetikçiyi göndermiştir...
Brezilya sineması ‘bellek tarama’yı sürdürüyor ve 1964’ten 1985’e kadar hüküm süren askeri diktatörlüğün kıydığı canların ve faili meçhullerle dolu dönemin hesaplaşmasını sinemaya taşıyor. Geçen yıl izlediğimiz ‘Hâlâ Buradayım’ (Ainda Estou Aqui/Yön: Walter Salles) eski bir milletvekili olan Rubens Paiva’nın gözaltına alındıktan sonra devlet eliyle ortadan kaldırılmasını ve geride kalan eşinin hem aileyi ayakta tutmasını hem de kocasının akıbetine ilişkin mücadelesini anlatıyordu. Girişte konusunu özetlediğim Kleber Mendonça Filho imzalı ‘Gizli Ajan’ (O Agente Secreto) da aynı dönemlerde kurgusal bir öyküyle geziniyor. Üç ayrı bölümden oluşan yapım, olaylar ve tarihler arasında sık sık atlamalar yapıyor ve genel resmini son adımlarında veriyor. 🙄