‘EVDE TEK BAŞINA’ ASLINDA DAHA ÇOK ANNELİK FİLMİYDİ
BAZI filmleri kaç defa seyrettiğimi inanın bilmiyorum. “Hababam Sınıfı” mesela...
Dedemle izledik, babamla izledik, şimdi oğlum Atlas’la izliyoruz. Zaman geçiyor ama bazı hikâyeler yaşlanmıyor.
“Evde Tek Başına” da onlardan biri.
Şimdi bu filmi yeniden düşünürken içimde tuhaf bir sızı var.
Çünkü o filmde panikle havaalanında koşan, oğluna ulaşmaya çalışan anne Catherine O’Hara’nın artık hayatta olmadığı açıklandı.
“Evde Tek Başına”yı bir çocuk filmi diye izledik yıllarca.
Bence daha çok bir annelik filmiydi.
Kevin’in evde kurduğu tuzaklar aklımızda kaldı.
Hırsızlara attığı çığlıklar, yüzündeki krem sahnesi...
Ama filmi ayakta tutan şey aslında başka bir yerdeydi.
Paris’ten Chicago’ya dönmeye çalışan bir anne vardı.
Uçak yoktu, tren yoktu.
Ama annelik vardı.
Bir annenin, “Benim bir çocuğum eksik” dediği an...
Dünyadaki bütün planlar çöker.
Bugün Atlas’la o filmi izlerken fark ediyorum.
Ben artık Kevin kadar anneye daha çok bakıyorum.
Çünkü büyüyünce filmler değişiyor.
Aynı sahneler ama kalbin takıldığı yer başka oluyor.
Catherine O’Hara’nın canlandırdığı o anne karakteri aslında milyonlarca annenin sessiz tercümesiydi.
Çocuğu evdeyken bile aklı onda olan, bir adım ötede olsa bile içi rahat etmeyen annelerin...
Şimdi o anne yok.
Ama bıraktığı duygu hâlâ bizimle.