HPV dediğimiz virüs, hayatımızın bir noktasında hepimizin kapısını çalabiliyor.
Toplumun yüzde 90’ı hayatının bir döneminde HPV ile karşılaşıyor.
Çoğumuz farkına bile varmıyoruz.
Bağışıklık sistemi virüsü temizliyor.
Ama yüksek riskli tipler yıllar içinde kansere dönüşebiliyor.
İyi haber şu:
Bu süreç tarama testleriyle yakalanabiliyor.
Pap Smear ve HPV DNA testleriyle.
Üstelik KETEM’lerde ücretsiz.
Daha da iyi haber ise aşı var.
Ve rahim ağzı kanseri aşıyla önlenebilen tek kanser türü.
Seral Çelik’in hayali çok net:
Bu hastalığın bir gün çiçek hastalığı gibi tarihe karışması.
Bu hayal ütopik değil.
Bilgiyle, aşıyla, farkındalıkla mümkün.
Bugün Acıbadem Kent Hastanesi’nde yapılacak etkinlik de tam olarak bunun için.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil bilimsel çerçeveyi anlatacak.
Dernek Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk hasta deneyimlerini paylaşacak.
Berna Laçin moderasyon yapacak.
Rahim ağzı kanseri utanılacak bir hastalık değil.
Bilgi eksikliği utanılacak bir durum.
“Bu süreçte yalnız değilsin” diyebilmek
PEMBE İzler’in hikayesi bana hep şu duyguyu veriyor:
Bu bir “dernek kuruldu” hikayesi değil, bir hayatın ortasında durma hikayesi.
“Yol arkadaşı olmak için yola çıktık” diyorlar.
Bence bu cümle her şeyi anlatıyor.
Çünkü kanserle mücadelede asıl eksik olan şey çoğu zaman ilaç değil, yalnızlık.
2014’te kurulmuş Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği.
Mesele hangi kanser türü olduğundan çok, bu süreçte kadının nasıl ayakta kaldığı.
Biz genelde büyük lafları seviyoruz.
‘Farkındalık’, ‘bilinçlendirme’, ‘kampanya’ diyoruz.
Pembe İzler ise daha sade bir yerden yaklaşıyor.
Bir kadının aynaya baktığında kendini nasıl hissettiği ile ilgileniyor.
Tedavi sürecinde saçını kaybeden bir kadının başına peruk takması mesela…
Dışarıdan bakınca küçük bir detay gibi ama o gün sokağa çıkabilmek, bir kahve içebilmek, “Ben hala buradayım” diyebilmek demek.
Online ve ücretsiz psikolojik destekler, beslenme danışmanlığı da yapıyorlar.
Pembe İzler’in farkı şu:
Kanseri bir hastalık olarak değil, bir hayat kırılması olarak ele alıyorlar.
Ne acıyı büyütüyorlar ne de pembe hayaller satıyorlar.
Sadece, “Buradayız” diyorlar.
Bence asıl cesaret de bu.
“Bu süreçte yalnız değilsin.”
Bazen bir derneğin yapabileceği en büyük şey budur.😶