Umman muamması
ABD-İran hattında kritik gün yaklaşıyor, masada diplomasi var ama risk de tam ortada olduğu gibi duruyor.
Ortadoğu bir kez daha savaş ile diplomasi arasındaki ince çizgide ilerliyor. ABD ile İran arasında aylardır tırmanan gerilim, yarın yapılacak kritik toplantıyla yeni bir aşamaya giriyor. Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi ile şimdilik masaya taşınan gerilimli müzakerelerin ilk adresi İstanbul olarak belirlenmişti. Toplantının formatı da farklıydı. Ancak Salı günü bir anda toplantının Umman’a taşındığı ve formatın da değiştiği ortaya çıktı. Bu köşeyi takip edenler hatırlayacaktır; “İran’ın çoklu aktör” sorununa daha önce de dikkati çekmiştim. Bu yazıda sürecin İstanbul toplantısı ve formatından nasıl Umman toplantısı ve formatına döndüğünün perde arkasını anlatacağım.
ANKARA EN BAŞTA SAHADAYDI
Ankara krizin başından beri sahadaydı. Türkiye bu krizde pozisyonunu baştan net koydu. Ne İran vurulsun ne de bölge yeni bir savaşın içine sürüklensin. Bu nedenle Ankara, yüksek sesle pozisyon alan ülkelerden biri olmadı. Tam tersine, perde arkasında konuştu, temas kurdu, formül üretti. Washington-Tahran hattı başta olmak üzere bölge ülkeleri ile diplomasi trafiği yürüttü. Bu trafik ilk kez bu köşeden okuduğunuz şekilde liderler seviyesine yükseldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı ve ABD Başkanı ile de görüştü. “ABD İran’ı vurmalı mı?” sorusunu açık açık yönelten Trump’a bölgesel kaygıları anlatarak; “Sizi bir araya getirelim” mesajı verdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise bir kısmı kamuoyuna açıklanan, bir kısmı açıklanmayan mekik diplomasisi yürüttü. 30 Ocak günü İran Dışişleri Bakanı İstanbul’a geldi. Tarafların pozisyonları şöyleydi; - İran sadece nükleer müzakere dosyasını bire bir ABD ile görüşmek istiyordu.
- ABD ise nükleer müzakere, varsa zenginleştirilmiş uranyumun ne yapılacağı, balistik füzelerin ortadan kaldırılması, İran’ın bölgedeki vekil güçlerinin durumunu bir paket halinde müzakere etmek istiyordu. Üstelik gerektiği takdirde arabulucu ya da arabulucuların da devreye girmesine sıcak bakıyordu.