ANKARA’NIN FORMÜLÜ NEYDİ
Türkiye, uyuşmayan bu taleplere yürütülen mekik diplomasisi ile bir formül geliştirdi.
-ABD- İran gerilimi tüm bölgeyi yakından ilgilendiren ve bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyebilecek bir gerçekti.
- Diyalog masasının kurulması öncelikti.
- Bu gerilim sadece Türkiye’yi değil, tüm bölgeyi yakından ilgilendirdiği için bölge ülkeleri de mekanizma içinde olmalıydı.
- İran, ABD ile sadece nükleer dosyayı konuşacak, geri kalan başlıklar yani zenginleştirilmiş uranyum, balistik füzeler ve vekil güçler aslında bölge ülkelerinin de sorunu olduğu için burada İran ile ön görüşmeleri bölge ülkeleri yürütecek, sonra da ABD ile konuşacaklardı. Bir anlamda dolaylı görüşmeler yapılacaktı.
- Bu teklif İran Dışişleri Bakanı aracılığı ile İran Cumhurbaşkanı’na da ulaştı. Önce kabul ettiler ve bu kabul Ankara’ya da iletildi.
İRAN’DA ÇOKLU AKTÖR SORUNU
- İran’daki en büyük sorun “çoklu aktör sorunu” ve bu aktörlerin kendi güçlerini artırmak ya da isteklerini yerine getirmek için bunu kullanmaları.
- Diplomasi kulislerine yansıyan bir değerlendirme, çoklu aktör sürecinin ruhunu net biçimde ortaya koydu;
“İran’ı biraz da ABD kışkırtıyor. ‘Gelsin vursun, biz de yapacağımızı yapalım’ diyen bir refleks var. Anlaşmaya oturmuyorlar. Önlerine çok kez metin sunuldu ama kabul etmediler.”
- Yabancı kaynaklardan edindiğim bilgiye göre İstanbul toplantısını ve formatını reddeden İran’ın Dini Lideri Hamaney oldu. Bir süredir oğlunu yerine geçirmek istediği bilinen Hamaney arabuluculara, bölge ülkelerine karşı çıktı. Tek muhatap ABD diyerek, tek dosya yani nükleer müzakere üzerinden gitmek istedi. Üstelik daha önce yapılan Umman toplantılarının bir anlamda devamı olmasına karar verildi.
- İşte bir anlamda geçmişte denenmiş ama bir sonuca ulaşılamamış olan yönteme böyle dönüldü. ABD şimdilik Umman toplantısını kabul etti.
- Yarın ne olacak, ne olmayacak? Son dakikada bir değişiklik olmazsa Trump’ın özel temsilcisi ile İran Dışişleri Bakanı Umman’da buluşacaklar. Masada ev sahibi belki açılış ve fotoğraf için hazır olacak. Görüşmeler iki ülke arasında yapılacak. Ne Türkiye ne de diğer bölge ülkeleri görüşmelerde yer alacak.
- Yine de bu noktaya nasıl gelindi sorusunun yanıtı ise tek kelimeyle özetlenebilir: Sessiz diplomasi. Ve bu diplomasinin merkezinde Ankara var.
- Ancak bu toplantı bir “büyük anlaşma zirvesi” değil. Kimse masadan el sıkışarak kalkılmasını beklemiyor. Ama üç açıdan kritik:
- Savaş ihtimali kontrol altına alınacak mı?
- Diplomasi tamamen kopacak mı?
- İsrail merkezli askeri senaryolar frenlenebilecek mi?
Asıl mesele de bu.