Bu bir mekân yazısı değildir… 300 yıllık restoranda hissettiklerimi yazdım
GEÇENLERDE Hemingway’in romanı ile ünlenen ve Guinness Rekorlar Kitabı’nda dünyanın en eski restoranı olarak listeye giren Madrid’deki Sobrino de Botin restoranındaydım.
1725 yılında kurulmuş; o zamandan beri aralıksız faaliyet gösteriyor. Restoranın mevcut versiyonu 1865 yılında açılmış ve hiç kapanmamış, pandemide bile...
Ben gittiğim her şehirde böyle mekânlara giderim.
En popüler olanlara değil, en lokal olanlara...
Çünkü bilirim ki; bir yer yıllardır, hele Botin gibi yüzyıllardır ayakta duruyorsa, o kapının arkasında mutlaka saklanan bazı sırlar vardır.
Botin’in kapısından içeri girdiğiniz anda bunu hissediyorsunuz zaten.
Burası zamanın ağır ağır aktığı bir yer. Duvarlar konuşuyor. Merdivenler fısıldıyor.Ahşap zeminler kaç kuşağın ayak sesini taşıdığını hatırlıyor.
“Dünyanın en eski restoranı” olmak bir pazarlama cümlesi gibi durabilir.
Ama Botin’in bu unvanı hak etmesinin arkasında çok net dört sebep var.
Hiç kapanmamış, yerini değiştirmemiş, adını korumuş ve geleneğinden vazgeçmemiş.
Bugün hâlâ odun ateşiyle çalışan o efsane fırın var mesela... Üç yüz yıldır sönmemiş. Pandemide bile ateşi canlı tutulmuş.
Çünkü o ateş sönerse, sadece bir fırın değil, bir hafıza da zarar görür diye düşünmüşler.
İlk yıllarda müşteriler yiyeceklerini yanlarında getirirmiş. Etini, pirincini; Botin sadece pişirirmiş.
Çünkü yasalar satışa izin vermezmiş. Bir han gibi başlamış hikâye, sonra yavaş yavaş bir ritüele dönüşmüş.
Hemingway burayı romanına taşıdı.
Goya’nın gençliğinde burada tabak yıkadığı söylenir.
Krallar, sanatçılar, yazarlar, oyuncular bu masalarda oturdu.Ama ilginçtir...
Botin, hiçbir zaman “ünlülerin restoranı” gibi davranmadı.
Asıl mesele hep aynı kaldı. Yemek, emek ve süreklilik. Bugün hâlâ Gonzalez ailesinin elinde.
Ve şunu söylüyorlar.
“Biz geçmişi sergilemiyoruz, yaşıyoruz.”
Bence de Botin’in sırrı bu. Müzeye dönüşmemiş. Fotoğraf fonu olmamış.Her akşam servis devam etmiş.
Botin’den çıkarken şunu düşündüm. İnsanlar değişir, şehir değişir, dünya değişir...