TÜRKİYE’de de çok beğendiğim mekânlar var.
Ben çok yiyen değil ama tatmasını bilenlerdenim.
O yüzden aklımda kalan bir lezzet için ya da damak tadına güvendiğim insanların tavsiyeleriyle kilometrelerce yol giden biriyim.
Türk mutfağının kıymetinin az bilindiğini, az tanındığını da düşünüyorum.
Bazen birkaç mekân, bir şehrin hafızası oluyor. Sonra dönüp Türkiye’ye bakıyorum. Ve şu soruyu soruyorum kendime.
Bizim neden Botin’lerimiz az?
Oysa mutfak kültürü desen var. Malzeme desen var. Hikâye desen fazlasıyla var. Ama sürekliliğe
gelince o pek yok.
Türkiye’de “en eski lokanta” denince akla gelen yerlerden biri Hacı Abdullah Lokantası.
1888’den beri ayakta. Osmanlı mutfağını hâlâ usulüne uygun yapan nadir adreslerden.
Ama dikkat edin.
Bizde “aynı yerde, aynı isimle, aynı ruhla” yüzyıllar boyu devam eden mekân sayısı çok az. Neden?
Çünkü bizde tarih sık sık kesiliyor.
Yangınlar, imar kararları, mülkiyet kavgaları...
Eskinin kıymetini, ancak kaybedince anlıyoruz.
Yine tekrarlıyorum.
Asıl sırlar aynı yerde kalmak, ismini değiştirmemek, usulünü bozmamak, zamana direnmek...
Türkiye’de çoğu mekân ilk üçünü yapamadan dördüncüye yeniliyor.
6 ŞUBAT’I UNUTMADIK
6 Şubat 2023 sabahı, Kahramanmaraş merkezli depremler Hatay’dan Malatya’ya, Adıyaman’dan Gaziantep’e kadar 11 ili aynı anda sarstı.
Sadece binalar yıkılmadı; hayatlar yarım kaldı, zaman durdu, kelimeler yetmez oldu.
Yakın zamanda deprem bölgesindeydim. Her şehirde aynı duygu vardı; acı hala taze ama bu sefer umut vardı.
Sessizliğin içine yeniden hayat karışmıştı.
Akşam olunca pencerelerden ışıklar sızıyordu.
Bir evin ışığı; bazen bir şehir için en büyük mucize budur.
Kaybettiklerini unutmadan, geleceğe tutunma çabası.
Ama şunu da biliyoruz. Unutmak, yaşananlara yapılacak en büyük haksızlık olur.
6 Şubat’ı unutmadık.
11 şehirde kaybettiklerimizi saygıyla anıyoruz.
Kalanlara ise borçluyuz.
Hatırlamayı, sahip çıkmayı ve bir daha aynı acıları yaşamamak için ders almayı unutmayalım.