İRAN’IN KAPASİTESİ NE KADAR
ŞİMDİ denir ki, ‘İran nükleer silah peşinde değilse, uranyumu niye yüzde 60 oranına kadar zenginleştiriyor?’ Çünkü sivil amaçlı kullanım için bu derece yükseltilmiş bir uranyuma ihtiyaç yok. Nükleer silah için ise uranyumun yüzde 90 oranında zenginleştirilmesi gerekiyor.
Bu durumda İran’ın nükleer silaha ulaşma süresini kısaltabilmek için elindeki uranyumu yüksek oranda zenginleştirdiği iddia ediliyor.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, 2025 mayıs ayında İran’ın elinde yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 400 kg uranyum olduğunu rapor etmişti.
Öte yandan geçen yaz 12 Gün Savaşı diye adlandırılan ABD ve İsrail’in saldırılarıyla İran’ın nükleer kapasitesinin önemli bir darbe yediği de iddialar arasında. Tam olarak elinde ne kadar zenginleştirilmiş uranyum olduğu bilinmiyor.
KÖŞEYE SIKIŞMIŞ DURUMDA
HER halükarda rejimin varoluşsal bir sınavla karşı karşıya olduğu anlaşılıyor.
Nükleer program ve vekil güçlere verdiği destekten ötürü muhatap olduğu yaptırımlar nedeniyle ülke iflasın eşiğinde.
Ayrıca aralık ayı sonunda İran’da patlak veren gösterilerde binlerce kişinin öldürülmesiyle ilgili karanlık da uluslararası toplum tarafından Tahran’ın siciline eklenmiş durumda. İran yönetimi; göstericiler, güvenlik güçleri ve teröristler dahil 3 bin 117 kişinin öldüğünü teyit ederken can kaybının kat kat üstünde olduğuna dair de iddialar var.
Ancak İran’da tam olarak ne yaşandığına ilişkin net bir tablo ise yok.
GERİLİM HAD SAFHADA
BUGÜN taraflar ABD silahlarının gölgesinde Muskat’ta masaya oturacak. USS Abraham Lincoln uçak gemisi filosu bölgede pozisyon almış durumda. Keza ABD’nin Körfez’deki askeri üslerindeki hareketlilik dikkat çekiyor. Senaryoların hazır olduğu söyleniyor. İran ise ‘Saldırı olursa bölgesel savaş çıkar’ diyerek komşu ülkeleri de tehdit ediyor. Müzakere masası işte böylesine sallantılı bir zemin üzerine kuruluyor. Pazarlık marjı da gayet dar.