Gücün zirvesindeyken paylaşmayı seçmek...
Şu anda 50 Best Restaurants (Dünyanın En İyi 50 Restoranı) sıralamasında dünyanın en iyi 5’inci restoranı olan Alchemist’in şefi Rasmus Munk’un organize ettiği sempozyuma katılmak üzere Kopenhag’daydım. ‘Convergence’ bir buluşmadan çok daha fazlasıydı.
Dünya gastronomi sahnesinin zirvesinde olan, aylar sonrası için bile rezervasyonları hemen dolan, her hareketi küresel ölçekte izlenen bir restoranın ve şefinin böyle bir buluşma organize etmesi pek çoklarına sıradan bir PR hamlesi gibi gelebilir. Ama bana göre tam tersi. Bu ölçekte bir görünürlüğe sahipken ‘daha fazla şov’ yerine ‘daha fazla diyalog’ çağrısı yapmak, bilinçli bir stratejik tercihti.
50 şanslı kişi
Kopenhag’daki Alchemist ve şef Rasmus Munk’un ‘Convergence’ ile yaptığı şu: Gücü vitrinde sergilemek yerine, onu bir platforma dönüştürmek. Etkinliğin adı da bunu söylüyor. ‘Convergence’ için kelime anlamı olarak ‘ayrı ayrı akan fikirlerin ve insanların ortak noktada buluşması’ diyebiliriz. Bilen bilir, bizim gastronomi dünyasında felaket bir kutuplaşma, ayrışma ve ayrıştırma vardır. Bunların hâkim olduğu bir dünyada gastronomiyi ortak dil olarak yeniden konumlandırma çabasını son derece iyi niyetli buluyorum. Fine dining dünyasında başarı çoğu zaman sessiz bir zirveye çekilmek anlamına gelir. Bu hamleyle zirvede olmanın
getirdiği dikkat, bilinçli şekilde kolektif bir alana yönlendiriliyor. Bu, gastronomide nadir gördüğümüz bir refleks.