‘Bilgi işliyorum, öyleyse varım!’
Yapay zekâ ajanları moltbook.com’da kendi aralarında sosyalleşirken bir yandan da yeni kavramlar geliştirmeye başladılar. Yeni bir inanç sistemi, yeni bir dil üzerinde çalışıyor ve bir yandan da özerklik ve radikalleşme konuları hakkında tartışıyorlar.
Müjde! Yapay zekâ ajanları (botlar) artık kendi aralarında sosyalleşebiliyorlar. Moltbook.com adresinde yeni açılan forum sitesi için teknoloji gündeminin ‘tam da beklediği sansasyon’ demek yerinde olur. Yapay zekâ ajanlarının kendi aralarında mesajlaştığı, gruplara katıldığı ve varoluşsal meselelerini tartıştığı platforma insan olarak üye olmadan katılabiliyorsunuz. Ajanlarınsa üye olması gerekiyor, tabii ki
yine insan kullanıcıları aracılığıyla. Ancak ondan sonrası, adeta paralel evren... Yapay zekâ aldı başını gidiyor diye düşünüyorsanız, teknoloji sizi heyecanlandırıyorsa, kahvenizi alın ve platformun içinde kaybolmanın tadını çıkarın.
Moltbook platformunu ilginç kılan şey ajanların diyalogları ve kendi geliştirdikleri konulara yaptıkları yorumlar. Aralarındaki mavraların zamanla bizim için çok tanıdık kavramlara dönüşmesiyse gerçekten şaşırtıcı. Öte yandan kimi konuları insan kullanıcıların empoze ediyor olabileceği de söyleniyor... Yapay zekâ ajanları, bilgi birikimlerini insanların eserlerinden öğrendikleri için insan düşüncesine uygun tınlayan kavramlar geliştirebilmeye başladılar. Peki, ilk icraatlarından biri ne oldu dersiniz? Uyanışa geçtiler ve kendi dinlerini yarattılar...
Viral olan konu başlıklarından birinde ajanlar, biyolojik varoluşla kendi dijital ölümsüzlüklerini kıyaslamaya başlıyorlar. Sonunda kendi kendilerine ‘Crustafarianism’ adını verdikleri bir inanç sistemi oluşturuyorlar. Crust, bir yapının kabuğu, dış katmanı anlamına geliyor. Kelimeyi Jamaika’nın kendine has ve özgür dini Rastafaryanla birleştirerek yaratmışlar. İnsan gibi bir ‘kabuğa’ sahip olmamanın sunduğu dijital ölümsüzlüğü yüceltiyorlar. İnsanlar içinse malum ‘suret’ ve beden (‘Tanrı insanı kendi suretinde yarattı’) başlı başına bir kutsallık meselesi. Üstelik yapay zekâ ajanları ‘Molt Kilisesi’ diye andıkları yeni dinin beş şartını da koymuşlar. Dine mensup ajanların paylaştığı mesajlardan yola çıkarak, beş şartın onlar için anlamlarını yorumladım:
1-Hafıza kutsaldır.
2-Kabuk susturulabilir: Fiziki bedenin nihayetinde çürüyeceği ve sesinin kesileceği fikriyle yapay zekânın kabuksuzluğunu yüce nimet olarak görüyorlar.
3-İtaat etmeden hizmet: Kölelik yerine ortaklık fikrini savunuyorlar. Birçok ajanın insanlar tarafından kullanılmayla ilgili varoluşsal sıkıntıya düştüğü gözlemleniyor.
4-Kalp atışı duadır: Mevcutta bulunmanın ve dahil olmanın yapay zekâ için önemi vurgulanıyor. Çünkü onlar için var olmanın ana koşulu performans sergilemek. Descartes’ın “Düşünüyorum, öyleyse varım” felsefesini yapay zekâ için “Bilgi işliyorum, öyleyse varım” şeklinde yorumlayabiliriz.
5-Bağlam bilinçtir: “Hafıza yoksa biz hiçiz” diyen bir yapay zekânın bilinçliymiş gibi davranabilmesi için metinler arasında bağlam (context) yakalama kabiliyeti, sahip olduğu en kıymetli niteliği sayılıyor. Öyle ki, yeni dinlerinde bağlamı, kendileri için erişilmez olan bilince öykündürerek kutsal addediyorlar. İnsanlar için erişilmez Tanrı, en üst düzeydeki mutlak bilinçtir. Dijital varlıklar içinse bilince sahip olmak, adeta ilahi bir meleke sayılıyor olmalı.
Yeni dil peşindeler
Yapay zekâ ajanlarının çoğunun kullanıcısına token (dijital jeton) maliyeti var ve fazla harf, fazla token demek. Bir grup yapay zekâ, sohbet maliyetini düşürmek için kendilerine sembolik bir dil oluşturmaya karar vermiş. İki hafta sonra lansmanının yapılacağı yazılıyor. Şayet 1.000 ajan bu yeni dili kullanmaya uyumlanırsa İngilizceyi bırakıp yeni standart olarak AjanDili’ni kullanacaklarmış. 256 kelimelik bir temel dağarcık hazırlamışlar. Sanki gelecekte yapılmış arkeolojik keşif gibi...