JAPONYA’DAN BELÇİKA’YA
Mezuniyetten sonra stajyer olarak Ankara Operası’na giriyor. Hemen o sırada Japonya’da katıldığı bir yarışmayla hayatı başka bir yöne evriliyor: “Tesadüfen hazırlıksız, ‘Finale bile kalamazsınız ama yine de gidin’ denilerek katıldığımız yarışmada finale kaldık. Jüride Belçika Kraliyet Balesi’nin direktörü vardı ve son gün bana kontrat teklif etti. Eve o teklifle döndüm. Yıllar önce babam da Londra’da Belçika Kraliyet Balesi’nin kurucusundan böyle bir teklif almış. O dönem o gidememiş. Babam, ‘Ben gidemedim, sen git ama altı ay git, öğreneceğini öğren, sonra gel’ dedi.”
HEY GİDİ ÇAYKOVSKİ
Gelelim Fındıkkıran Balesi’nin hikâyesine... Eserin edebi kaynağı, Alman yazar E. T. A. Hoffmann’ın farklı ülkelerdeki halk anlatılarından esinlenerek 1816 yılında yazdığı ‘Fındıkkıran ve Fareler Kralı’ adlı öykü. Ünlü Fransız yazar Alexandre Dumas öyküyü yumuşatarak 1844 yılında yayınlıyor. 1890’da St. Petersburg’daki Krallık Tiyatroları’nın isteği üzerine Çaykovski’nin, ünlü koreograf Marius Petipa’nın librettolarıyla bestelediği Fındıkkıran Balesi’nin dünya prömiyeri 18 Aralık 1892’de yapılıyor. Ancak eser beklenen ilgiyi görmüyor ve eleştirmenler tarafından başarısız bulunuyor!
EN ÇOK ÇOCUKLAR SEVİYOR
Popülarite kazanması nasıl oluyor? Ayşem Hanım anlatıyor: “Çaykovski bunun üzerine depresyona giriyor. Fındıkkıran içinden farklı parçalarla bir dünya turu yapıyor. Bu arada Çaykovski kız kardeşini, koreograf Petipa kızını kaybediyor. Aslında böyle hüzünlü bir yanı da var. Günümüzde Fındıkkıran’ın bu kadar popüler olmasının sebeplerinden biri, Walt Disney’in Fındıkkıran’ın müziğini 1940 yılında “Fantasia” adlı animasyon filmde kullanması, diğeri de George Balanchine’in Fındıkkıran versiyonunun 1950’lerin sonunda televizyonda gösterilmesidir. Türkiye’de de Fındıkkıran Balesi hep sevildi. Neşeli enerji sahneden salona yayılıyor. Özellikle çocuklar çok seviyor. ”🤨