HEY GİDİ ÇAYKOVSKİ
Gelelim Fındıkkıran Balesi’nin hikâyesine... Eserin edebi kaynağı, Alman yazar E. T. A. Hoffmann’ın farklı ülkelerdeki halk anlatılarından esinlenerek 1816 yılında yazdığı ‘Fındıkkıran ve Fareler Kralı’ adlı öykü. Ünlü Fransız yazar Alexandre Dumas öyküyü yumuşatarak 1844 yılında yayınlıyor. 1890’da St. Petersburg’daki Krallık Tiyatroları’nın isteği üzerine Çaykovski’nin, ünlü koreograf Marius Petipa’nın librettolarıyla bestelediği Fındıkkıran Balesi’nin dünya prömiyeri 18 Aralık 1892’de yapılıyor. Ancak eser beklenen ilgiyi görmüyor ve eleştirmenler tarafından başarısız bulunuyor!
İlk temsilden...
EN ÇOK ÇOCUKLAR SEVİYOR
Popülarite kazanması nasıl oluyor? Ayşem Hanım anlatıyor: “Çaykovski bunun üzerine depresyona giriyor. Fındıkkıran içinden farklı parçalarla bir dünya turu yapıyor. Bu arada Çaykovski kız kardeşini, koreograf Petipa kızını kaybediyor. Aslında böyle hüzünlü bir yanı da var. Günümüzde Fındıkkıran’ın bu kadar popüler olmasının sebeplerinden biri, Walt Disney’in Fındıkkıran’ın müziğini 1940 yılında “Fantasia” adlı animasyon filmde kullanması, diğeri de George Balanchine’in Fındıkkıran versiyonunun 1950’lerin sonunda televizyonda gösterilmesidir. Türkiye’de de Fındıkkıran Balesi hep sevildi. Neşeli enerji sahneden salona yayılıyor. Özellikle çocuklar çok seviyor. ”
İLK BAŞROLÜM GISELLE
Ayşem Hanım, altı ay diye gittiği Belçika’da 16 yıl kalmış: “İlk çıktığım başrol Giselle’di. Senede 180 temsil yapılıyor olmasına çok şaşırmıştım. Dansta bizden farklı bir teknik kullanılıyordu. Biz Türkiye’de daha oturaklı ve yavaş Rus Vaganova ekolünü öğrenirken, orada daha hızlı olan Cecchetti, Bournonville ve Balanchine teknikleriyle dans ediliyordu. Başta zorlandım ama sonra çok sevdim ve hiç dönmek istemedim. Çok şey öğrendim.”
DANSI BIRAKINCA BOŞLUĞA DÜŞMEDİM
16 yılın sonunda 2006 yılında Türkiye’ye dönüyor. Pek çok eserde sahne aldıktan sonra 2015’te İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nden gelen teklifle başkoreograf oluyor. Sahneyi bırakmaya karar vermek zor olsa gerek… Bu kararı nasıl almış? Yanıtı: “Türkiye’de Avrupa’ya kıyasla az temsil oluyor. Vücudum buna reaksiyon verdi. Dans ediyordum ama 40’a doğru sıçramalarda yerin beni yeteri kadar itmediğini hissettiğim an ‘Bırakıyorum’ dedim. Bale dersleri vermeye ve prova repetitörlüğüne başlamıştım. Bu sayede dansı bırakınca boşluğa düşmedim.”
200 KİŞİLİK EKİBİN EMEĞİ VAR
İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği Fındıkkıran Balesi’nin yeni koreografisi Mehmet Balkan’a ait. Lale Balkan sahneye koyuyor. Yapım için repetitörler, koreograflar, sahne tasarımı, dekor, müzik, ışık, dansçılar ve teknik ekip olmak üzere yaklaşık 200 kişi emek veriyor.