Mergen’in kitabı dışarıdan akıl veren, parmak sallayan bir anlatıcı gibi değil; hayatın içinde sınanmış, düşmüş, canı yanmış ama her seferinde yeniden ayağa kalkmış bir yol arkadaşı gibi geldi bana.
Çocukluktan kariyer kırılmalarına uzanan bir öykü, bireysel bir hikâyenin çok ötesine geçiyor.
Türkiye’nin değişen sosyal yapısını, kuşaklar arası dönüşümü de satır aralarına bırakıyor.
Değişimi bir tehdit olarak değil; gelişmenin, öğrenmenin ve güçlenmenin doğal bir parçası olarak ele alıyor.
Didaktik değil; “Bunu yap, şunu yap” demiyor.
Yaşanmışlıkların sahici diliyle ilerliyor.
Sevdiğim bir Japon atasözü daha var.
“Maymun bile ağaçtan düşer.”
Yani kusursuzluk diye bir şey yok.
En iyiler bile düşer.
Mesele düşmek değil, orada kalıp kalmamak.
Evet; bazen olmaz.
Belki de bu yüzden Demirel’in o fötr şapkası hala hafızamızda.
Çünkü mesele kaç kere gittiği değil, kaç kere geri gelmeyi seçtiğiydi.