OLUŞTURULAN GÖRSELLER SİLİNMİYOR VE DEPOLANIYOR
Bu noktada sorulması gereken şu: “Bir eğlence için, ‘deepfake’ üretiminde de kullanılabilen ve son derece hassas olan biyometrik verilerimiz dahil tüm kişisel verileri, yapay zekâya vermeye değer mi?”
“Asla değmez! Bu akıma katılarak şimdini ve geleceğini tehlikeye attın” yanıtını veriyor Bilişim Uzmanı arkadaşım Osman Demircan ve uyarıyor:
EĞLENCE BİR ANLIK PEKİ YA SONRA
“Son 20 yılda arama motorlarına pek çok bilgi verdik. Ve bugün artık, ‘Ne istediğimi biliyor’, ‘Aklımdan geçen reklam olarak karşıma çıktı’ noktasındayız. Bu sebeple telefonlarımızın dinlendiğini düşünüyoruz. 10 yıl önce viral olan FaceApp uygulamaları vardı. Bugün kullandığımız bankacılık sistemlerinin ‘yüz tanıma’ algoritmaları, o zaman yüklediğimiz fotoğraflarla geliştirildi mesela. Bu alışkanlıklarımızı yapay zekâ motorlarında da devam ettirmekteyiz. Hobilerimizden tut mesleğimize kadar, tüm kişisel bilgilerimizi ‘gönüllü’ olarak sisteme yüklüyor ve yanı sıra, fotoğraflarımızı da ekleyerek, tüm biyometrik bilgilerimizin ‘açık rızamız olmadan’ sisteme işlenmesine izin veriyoruz. Ve ne için? Eğlenceli bir karikatür için. Sorun şu ki; uzun vadede bu verilerin nasıl saklanacağı ya da hangi amaçlarla kullanılacağı belli değil. Zira bu görüntüler;
- Saklanabiliyor.
- Yapay zekâ modellerinin eğitimi için kullanılabiliyor.
- Belirsiz kullanım politikaları sebebiyle üçüncü taraflarla da paylaşılabiliyor.
Yani yapay zekâyı kendi ellerimizle eğitiyoruz.