DAVALAR İŞÇİ LEHİNE SONUÇLANIYOR
Malum, işçi ve işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuk zorunlu ama anlaşılamazsa dava yolu açık. İşte bu kişiler işçiyi, anlaşmaması, davaya gitmesi konusunda ikna ediyorlarmış. Avukat dostum, “Kesin kazanacaklarını biliyorlar” diyor. Çünkü genelde davalar işçi lehine sonuçlanıyor da ondan. Dava sonuçlandığında da bu kişiler alınan paranın içinden kendi paylarını alıyor. Bu arada işçinin hakları üzerinden yüzde 25’e kadar alma hakları bulunuyor ama kimileri bu tutarın çok daha üzerini kendilerine ayırıyormuş.
Bu arada en çok dava konusu ise, işverenin fazla mesaileri ödemediğinde kaynaklanıyormuş. Peki, ispatı nasıl oluyor? İşçi, ya o işletmede daha önce çalışıp ayrılmış ya da civardaki bir başka işletmede çalışan birkaç kişiyi şahit olarak gösteriyor. Şunu da öğrendim ki, illa şahit bulunuyormuş.
İstatistiklere de baktım. Bugüne kadar arabuluculuk sisteminde iş uyuşmazlıklarından müzakeresi tamamlanan dosya sayısı 2.3 milyon ve bunun 1 milyonu işçi ile işverenin anlaşması ile tamamlanmış.
Buraya kadar yazdıklarımda bir sorun yok. İşveren, çalışanın tazminat, mesai, ihbar gibi haklarını vermiyorsa; işçi, elbette ister arabuluculuk, ister dava yoluyla hakkını talep edecek ve buna da birileri aracılık edecek. Ancak işveren haklarının tamamını vermişse, işverenden daha fazla para almak için işçiyi ikna etmek ve buradan da kendine pay çıkarmak doğru bir yol değil.
İŞVEREN ARTIK HİÇBİR ÖDEME YAPMIYOR
Bu yaşananlar nedeniyle son birkaç yılda işçi, işveren uyuşmazlıklarından yaşanan durum şu: Sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer misali, işverenler, ‘ben haklarını versem de nasıl olsa birileri ikna edip, dava yoluna gidiyor, hiçbir şey ödemiyorum, direkt dava açsın’ diyerek, çalışana ödeme yapmıyor. Kimi işveren de ihtiyari arabuluculuk yöntemini tercih edip, işçiyle anlaşıp, aradaki kişiyi devre dışı bırakıyor. Öğrendiğime göre, işçi ile işveren ihtiyari arabuluculukta anlaşsa bile aracı dava açılması için iknaya uğraşıyor; bu sefer aracı ile işçi ters düşüyor. İşte, bugün gelinen nokta budur.