BİRKAÇ SANTİMLİK İP PARÇASINI ÇÖZMEK KURTARIYOR
Güvercinler binlerce yıl önce kayalıklarda, çatlakların arasında yuva kurardı. Bugünse bu çatlaklar, yerini apartman aralıklarına, bina saçaklarına, metro girişlerine bıraktı. Beton zeminler onların doğal ortamı değil. Doğal zeminlerde tırnaklar ve pençeler yumuşak toprağa, ağaç dallarına temas ederken şehirde her şey keskin, sert ve kirli. Betonun sürtünmesi yaraları derinleştiriyor, asfalt, enfeksiyon için mükemmel bir zemin hazırlıyor. Üstelik şehirdeki kirlilik, bağışıklık sistemlerini de zayıflatıyor. Egzoz gazı, ağır metal kalıntıları ve sürekli stres, bir güvercinin vücudunu insanın hayal edemeyeceği kadar zorluyor. Zayıflayan kuşlar, ayaklarındaki küçük bir ipliğe karşı bile savunmasız hale geliyor.
Kent kuşlarını gözlemleyen doğa gönüllüleri, sık sık aynı tabloyla karşılaşıyor: Ayaklarına dolanmış ipliklerle topallayan kuşlar.... Bazı gönüllüler, küçük operasyonlarla güvercinleri yakalayıp ayaklarındaki ipleri kesiyor. Bazen birkaç santimetrelik bir ip parçasını çözmek, bir canlının hayatını kurtarıyor. Ancak bu, bireysel çabalarla çözülebilecek bir sorun değil. Atık yönetimi ve çevre bilinci eksik oldukça, her gün yeni kuşlar aynı acıyı yaşamaya devam ediyor. Paris Belediyesi, son yıllarda güvercin popülasyonunu kontrol altında tutmak için çeşitli yöntemler uyguluyor: Doğum kontrol yemleri, özel barınaklar, hatta kuşların beslenmesini yasaklayan tabelalar. Fakat yaralı ayaklar için alınmış somut bir önlem yok. Çünkü bu sorun, sadece kuşların değil, kentin atık alışkanlıklarının sonucu. Bir saç teli, bir poşet ipi ya da bir dikiş parçası... Her biri, şehrin temposuna kapılmış bir insanın elinden çıkıp bir güvercinin ayağına dolanabiliyor.