Tutarlılık ve kimlik
Viyana denince akla gelen gastronomik ikonlardan biri Figlmüller’dır. Özellikle ‘Viyana şnitzeli’ kavramını küresel ölçekte tanınır hale getiren bu restoran, bugün yalnızca bir yemek mekânı değil; aynı zamanda bir marka, bir deneyim ve bir turistik duraktır. Peki, tüm bu ün ve hikâye, ödenen fiyata gerçekten değer mi?
Önce üründen başlamak gerek. Figlmüller’nın menüsü son derece sınırlıdır. Ana yıldız nettir: Devasa boyutlarıyla meşhur şnitzel. Yanında birkaç klasik garnitür, patates salatası ve bazı geleneksel başlangıçlar olur. Menüde çeşit bolluğu yoktur; aksine bilinçli bir sadeleşme vardır. Bu durum bazı misafirler için ‘az seçenek’ olarak algılanabilir ama markanın bakış açısında ustalaşılmış tek bir ürüne odaklanma anlamına gelir. Figlmüller ‘çok şey yapıyorum’ değil, ‘bir şeyi mükemmele yakın yapıyorum’ iddiasıyla hareket eder.
Fiyat tarafına bakıldığında, Figlmüller’nın şnitzel fiyatı Viyana ortalamasının üzerindedir. Aynı yemeği şehirde daha uygun fiyata servis eden pek çok yer vardır. Ancak burada fiyatı belirleyen yalnızca etin gramajı veya porsiyon büyüklüğü değildir. Ödenen bedelin önemli bir kısmı isme, tarihe ve deneyime gider. Yani misafir sadece bir şnitzel satın almaz; Figlmüller’da yemek yeme fikrini satın alır. “Bu fiyata değer mi” sorusunun cevabı beklentiyle doğrudan ilişkilidir. Eğer amaç sadece doymak veya teknik olarak iyi bir şnitzel yemekse, daha uygun fiyatlı alternatifler fazlasıyla mevcuttur. Ancak Viyana’da kısa süresi olan, şehrin gastronomik sembollerini deneyimlemek isteyen bir ziyaretçi için Figlmüller hâlâ güçlü bir duraktır. Mekânın atmosferi, servis temposu, masaların sıkışıklığı bile bu deneyimin parçası haline gelmiştir. Biraz gürültülü, biraz hızlı ama oldukça ‘canlı’ bir Viyana hissi sunar.