PARLAK REKLAMLARIN ARDINDAKİ BOŞLUK
Öncelikle şunu bir netleştirelim; bir ürünün binlerce beğeni alması, onun etkili veya güvenli olduğu anlamına gelmez. Çünkü influencer’ların paylaştığı çoğu içerik, klinik araştırmalara değil kişisel deneyim anlatılarına dayanır ve bu anlatılar, genellikle abartılıdır. Üstelik “doğal” ya da “bitkisel” gibi ifadeler, insanlarda yanlış bir güven hissi yaratır. Çünkü doğada bulunan birçok madde de yanlış kullanıldığında zararlı olabilmektedir. Reklam metinlerinde küçük puntolarla yazılan uyarılar, videolardaki enerjik müzik ve renkli görüntüler arasında kaybolur. Böylece izleyici, potansiyel riskleri görmezden gelerek sadece vaat edilen faydalara odaklanır. İşte bu boşluk, yani bilimsel kanıt ile pazarlama dili arasındaki uçurum, gıda takviyeleri konusundaki en büyük sorunlardan biridir. Sağlık gibi ciddi bir konuda bu kadar yüzeysel bilgi ile hareket etmek ise uzun vadede telafisi zor sonuçlar doğurabilmektedir.
VÜCUDUNUZU DENEY ALANI GİBİ KULLANMAYIN
Her bireyin metabolizması, yaşı, kullandığı ilaçlar ve mevcut sağlık durumu farklıdır. Bir başkasında “enerji patlaması” yaratan bir takviye, sizde çarpıntıya veya tansiyon yükselmesine neden olabilir. Özellikle birden fazla ürünün aynı anda kullanılması, etkileşim riskini katlayarak artırır. İnternette “kür” adı altında paylaşılan kombinasyonlar, adeta vücudu kontrolsüz bir deney alanına çevirir. Oysa bilimsel yaklaşımda, tek bir maddenin bile güvenliği uzun yıllar süren çalışmalarla test edilir. Buna rağmen sosyal medyada, hiçbir tıbbi eğitimi olmayan kişiler kendilerini uzman gibi konumlandırır. Bu durum, hem bireysel sağlığı hem de toplumdaki sağlık algısını zedeler. İnsanlar gerçek bir sorunu varken doktora gitmek yerine bir kapsüle umut bağlar. Böylece tanı gecikir, hastalık ilerler ve basit çözümlerle kontrol altına alınabilecek durumlar karmaşık hale gelir. Sağlığımız, deneme-yanılma yöntemiyle riske atılacak kadar değersiz değildir.