Olağan şüpheli katkı maddeleri
Katkı maddeleri uzun yıllar ‘kanserojen mi, değil mi?’ tartışmaları üzerinden ele alındı. Bugün net olarak şunu söyleyebiliriz ki katkı maddeli işlenmiş gıdalar, diyabetten hipertansiyona, kalp-damar hastalıklarından kansere kadar pek çok hastalığın olağan şüphelisi....
GEÇTİĞİMİZ hafta sizlere yeni Beslenme Rehberi’ni anlatırken, nasıl beslenmemiz gerektiğine dair önemli mesajlardan söz etmiştik... Daha fazla gerçek gıda, daha az ultra işlenmiş ürün; beslenmeyi bir kalori hesabının ötesinde, doğrudan sağlıkla ilişkilendiren bir yaklaşım. Ancak bu tartışmanın çoğu zaman arka planda kalan bir boyutu var: Yediğimiz şeyin ne olduğu kadar, içinde ne bulunduğu. Bugün sofralarımıza gelen pek çok gıda yalnızca protein, karbonhidrat ya da yağdan ibaret değil. Raf ömrünü uzatmak, tadı standartlaştırmak, rengi ve dokuyu korumak için eklenen katkı maddeleri modern beslenmenin ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş durumda. Bu maddeler tek tek ele alındığında “güvenli sınırlar” içinde kabul ediliyor olabilir; ancak maruziyetin toplam boyutu değerlendirildiğinde bu sınırlar giderek anlamını yitiriyor. Aynı katkı maddeleri, farklı ürünlerle, günün farklı saatlerinde ve yıllar boyunca vücudumuza giriyor. Peki, düşük dozlu ama sürekli bu maruziyetin metabolik bedeli nedir?