Bu deneyim bize empati kazandırdı
Adam Sandler, popüler kültürün dilini çok iyi yakalayan, komediden dramaya rahatlıkla geçebilen bir isim. Laura Dern de çocukluğundan beri sektörün içinde büyümüş bir oyuncu. Dünyaca ünlü iki yıldız, Noah Baumbach imzalı “Jay Kelly”de bu kez spot ışığının öbür tarafına geçiyor: Yıldızın arkasındaki görünmez gücü, menajer ve PR ekibini canlandırıyorlar. Los Angeles’ta yaptığımız sohbette, ünlü olmayı değil o şöhreti ayakta tutan ekibi konuştuk.
Sizi temsil eden ekibiniz (menajer, basın danışmanı, ajans), “Jay Kelly” filminde onların işini canlandırınca size neler söyledi?
- Laura Dern: Basın danışmanım Anett Wolf çantalarına hep Hermes eşarbı bağlar; o detayı filmde uygulamak ona bir gönderme oldu. Bu detayı özellikle eklemek istedik. Şunu da söyleyebilirim ki; bizi temsil eden insanlarla 30 yılın üzerinde çalışabilme şansımız oldu. Onlar aile gibi. Yol gösteren, mentorluk eden, inanılmaz sabırlı insanlar. Bu rolle birlikte, oradan oraya koşturmanın nasıl bir şey olduğunu bu kez karşı taraftan, yani bizi temsil eden insanlar tarafından görmüş oldum. Bu deneyim bana daha fazla empati kazandırdı.
Bu hikâyede pek çok tema var, bunlardan biri de sadakat. Etrafınızdaki insanların kendinizi bulma yolculuğunuzda sizi destekleyip desteklemediği ya da sizi o yoldan alıkoyup koymadığını da ele alıyorsunuz yapımda...
- Adam Sandler: Hepimizin bir ekibi var. Biz işin ön tarafındayız. Ve diğer tarafı görünce anlıyorsun onların yaptıklarına ne kadar emek, ne kadar mesai gidiyor. Filmde benim en sevdiğim replik şu; “Sen Jay Kelly’sin ama ben de Jay Kelly’yim”. Sanki ekiplerimiz de aynısını hissediyor; “Evet sen Adam Sandler’sın ama biz de senin kadar onun içindeyiz” gibi.
Benim karakterim için George’u (Clooney) sevmek çok kolaydı. Harika biri. Yanında olmak iyi geliyor insana. Çok cömert, çok veren bir adam. Hatta konuşurken ona bakıp şunu düşündüğüm oluyordu: “Ya ben bu adamı bütün gün dinlerim.” O yüzden her şey çok doğal aktı. Benim karakterim o insanı seviyor ya, bizim ekiplerimiz de bizi gerçekten seviyor. Peşinden gittiğimiz şeye inanıyorlar; yükselişlerimizi sahipleniyorlar, düşüşleri bizimle birlikte yaşıyorlar. Biz de filmde tam bunu yakalamaya çalıştık.