İşte bu sözler pek çok denizciye de rol model olmuştu.
Bu öyle bir yarış ki...
Herkes katılamıyor. Şartlar çok ağır.
Bir denizci olarak söylüyorum:
Bırakın okyanusu tek başına geçmeyi,
Biz bir koydan diğerine tek başına geçmeyi denizcilik açısından doğru bulmayız. Daha açık bir deyişle;
“Tek başına denize çıkılmaz.”
Düşünün ki bu yarışçılar bu gezegenin en tehlikeli denizlerini, okyanuslarını tek başlarına geçiyorlar.
Üstelik çağımızın teknolojik olanaklarıyla değil. 1960’lı yıllarda ne teknoloji varsa onunla geçiyorlar.
İşte bu yüzden “macera” diyorum.
Çünkü kimisi gelemiyor.
Kimisi ağır kazalar geçiriyor. Örneğin omurgası kırılıp günlerce okyanusta yardım bekleyenler oluyor.
Geliyoruz bugüne...
Ve 2026 yılında dünya denizciliğinin bu en büyük yarışı için seçimler yapıldı.
Yarışa katılabilmek için öyle ağır şartlar var ki.
Anlatsam buraya sığmaz.
İşte bu müthiş maceraya iki Türk denizcimiz katılmaya hak kazandı.
Prof. Dr. Selim Yalçın.
Ve kürekle okyanusu geçen Erden Eruç...
Yarışa katılabilmek için öyle ağır şartlar var ki.
Anlatsam buraya sığmaz.
İşte bu müthiş maceraya iki Türk denizcimiz katılmaya hak kazandı.
Prof. Dr. Selim Yalçın.
Ve kürekle okyanusu geçen Erden Eruç...