DİLİMİZE TAKILDI BU CÜMLE
HAYATIMIN EN MUTLU ANIYMIŞ BİLMİYORDUM
BU cümle “Masumiyet Müzesi”nde Kemal’in pişmanlığı gibi görünse de aslında zamanın acımasızlığına dair bir itiraf.
Biz de söylemiyor muyuz bunu bazen?
Eski bir fotoğrafa bakarken; bir dost sofrasını hatırlarken, artık geri gelmeyecek bir akşamüstünü düşünürken.
Bazı insanlar hayatı olduğu gibi kabul eder. Olan olur, geçen geçer. Bu teslimiyetin içinde bir huzur vardır. Ben o tarafta değilim. Şartları zorlayan, daha iyisi mümkün diyen, sadece kendim için değil çevrem için de mücadele edenlerdenim.
Belki de mesele mutluluğu hep geleceğe ertelemek. “Bir gün” diye başlayan cümlelerle bugünü tüketmek. Oysa hayat, büyük kırılmalarla değil, küçük anlarla akıyor.
Kemal’in trajedisi şu değil mi zaten?
Bir anı müzeleştirmeye çalışması, geçmişi cam fanusun içine koyup
dondurma arzusu...
Ama hayat müze değil.
Hayat akıyor.
Çünkü en büyük yanılgımız, mutsuz olmamız değil.
Mutlu olduğumuz anın farkında olmamamız.
Gerçekten mutlu olduğunu fark edemediğin anlardan mutsuzluğun değerli yaptığı bir hayata...
Aslında hikâyeyi çekici yapan da bu çelişki...