Bakan Gürlek Hürriyet’e konuştu... ‘Terörsüz Türkiye’ adımlarını açıkladı
Olası düzenlemelerin genel affa dönüşmesi sözkonusu değil. Umut hakkından yararlanma mevcut sistemde yok, kararı TBMM verecek. Yapılacak düzenlemeler cezasızlık anlamına gelmemeli. Tutuklama tedbiri için kuvvetli şüphe sebepleri şart.
‘TERÖRSÜZ Türkiye’ sürecinde TBMM Komisyonu’nun raporunu açıklamasının ardından gözler yasal düzenlemelere çevrildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hürriyet gazetesine özel yaptığı açıklamada, sürecin Meclis çatısı altında yürütüldüğüne dikkati çekerek, özellikle “umut hakkı” ile af algısı tartışmaları konusunda şu mesajları verdi:
‘OLASI DÜZENLEMELERİN GENEL AFFA DÖNÜŞMESİ SÖZKONUSU DEĞİL’
- “En kritik eşik, örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesi. Bu tespiti de devletin güvenlik birimleri yapacaktır ve takipçisi olacak. Yapılacak çalışmaların hukuki altyapısı da büyük oranda bu tespit ve teyit sürecinin sonuçlarına göre olacak.
- Yasal düzenleme yapılacaksa bunun adresi elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Adalet Bakanlığı olarak biz de bu sürece teknik olarak destek veririz ama sürecin ana aktörü Meclis.
- Net ifade edeyim; yapılacak olası düzenlemelerin genel affa dönüşmesi sözkonusu değil.
‘YAPILACAK DÜZENLEMELER CEZASIZLIK ANLAMINA GELMEMELİDİR’
- Yapılacak olası düzenlemeler cezasızlık anlamına gelmeyecek. Kapsamın ne olacağına da yine Meclis karar verecek. Süreç şeffaf, hukuka uygun ve toplumsal hassasiyetler gözetilerek yürütülecek.
UMUT HAKKI NASIL OLACAK?
- Mevzuatımızda kural olarak ağırlaştırılmış müebbet dahil hapis cezaları için belli bir süre ceza infaz kurumunda kaldıktan sonra koşullu salıverilme imkânı var. Ancak terör suçları söz konusu olduğunda durum farklı. Özellikle idam cezasından ağırlaştırılmış müebbete çevrilen ya da terör suçundan ağırlaştırılmış müebbet alan kişiler bakımından koşullu salıverilme hükümleri uygulanmıyor; ceza ömür boyu infaz ediliyor.
- Dolayısıyla mevcut hukuk düzeninde bu kişiler için “umut hakkı” şeklinde bir uygulama zaten bulunmuyor.
- Yeni bir düzenleme yapılıp yapılmayacağı konusu ise yasama organının, yani TBMM’nin takdirinde. Süreç orada şekillenecek.
- Burada şahıslara değil, yani şahsi bir düzenleme değil, genel olarak toplumun ihtiyaçları ve söz konusu sürücün zarar görmemesine ilişkin bir çalışma yapmamız lazım.