Ramazanda sağlığımızı ve cebimizi nasıl koruruz
11 ayın sultanı ramazan geldi, hoş geldi! Sokakları mis gibi pide kokusu sardı. Ruhsal anlamda değişim ve dönüşüm yaşadığımız bu ayda pidesi, hurması, güllacı, ev yapımı baklavasıyla şüphesiz sofralarımız da bir değişim yaşıyor. Saatlerce sürebilen uzun ve kalabalık iftar sofraları sağlıksız beslenmeye yol açabiliyor. Oysaki ramazan, tıpkı ruhu dinlendirdiğimiz gibi, bedenimizi de zorladığımız değil dinlendirdiğimiz bir ay olmalı. Ki yanı sıra Türkiye’de obezite oranları da alarm verdi, yetişkin nüfusunun yüzde 30’dan fazlası obez. Ramazanda nasıl beslenmeli sorusu ile İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya ile konuştum. Konumuz gıda olunca fiyatlara yansıyan “ramazan zamları”na da baktım.
RAMAZANI SAĞLIKLI GEÇİRMENİZİ SAĞLAYACAK ‘5 ÇEŞİT’ FORMÜLÜ
Oruç açlığının, vücuttaki otofaji (hücrelerin kendi kendini temizlemesi, yenilemesi) sistemini dengeye sokarak, zararlı hücreleri yok ettiği yönünde bugün onlarca bilimsel araştırma olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya, “Dolayısıyla ramazan ‘sağlık’ ayı olmalı” diyor. “Ancak” ile parantez açıyor:
SOFRALARIMIZI YANLIŞ KURUYORUZ
“Bizler geleneklerimizden dolayı yanlış iftar ve sahur sofraları kuruyor, orucun faydalarını ellerimizle yok ediyoruz. İftara kadar aç kaldıktan sonra, kuş sütü eksik olmayan sofralar kuruyor, pidesi, böreği, makarnası, pilavı, üstüne bir de ana yemeği derken sofradan tıka basa kalkıyoruz. Normal bir günde pek tercih etmediğimiz yemekleri, büyük miktarlarda ve birlikte tüketiyoruz. E, iftarla da bitmiyor. Sahura kadar tatlısı, çerezi, meyvesi, çayı, kurabiyesi... Devam ediyoruz.”
Peki doğrusu ne? Yanıtı şu: “Bu ay, en azından ‘5 çeşit’ formülünü uygulasanız bile yeter.” Şöyle devam ediyor:
SOFRANIZDAN SALATAYI EKSİK ETMEYİN: Mevsimine göre hazırlanmış, bol yeşillik ve sağlıklı yağdan (ceviz, kabak çekirdeği, zeytin yağı vs.) oluşan bir salata, oruç açlığı ile kaybettiğiniz lif/prebiyotik ihtiyacını yerine koyar, bağırsakları besler, tokluk hissi verir.
MUHAKKAK YOĞURT TÜKETİN: Sadece kalsiyum kaynağı değil, içerdiği protein ve yararlı bakteriler ile sofraların baş tacı olmalı yoğurt. Çünkü, tansiyon ve kolesterolü düzenler, bağışıklık sistemini güçlendirir, kas ve kemik kaybını önler, yağ yakmaya destek olur.