“Nightbitch”, “If I Had Legs I’d Kick You”, “Die My Love” ve sizin diziniz, anneliğin karanlık taraflarını gösteren hikâyeler. Bu tarz anlatılarda neden bir artış görüyoruz son dönemde?
- Bence bunun temel sebebi, sektörümüzde karar verme pozisyonlarında daha fazla kadının olması. Nihayet... Kadınları gerçekten oldukları gibi anlatmak, bizim yaşadığımız mücadeleleri ekrana taşımak isteyen kadınlar önemli pozisyonlara geldikçe, kadınların daha katmanlı portrelerini görmeye başladık. Üstelik her yaşta kadının. Ben eskiden sadece film yapıyordum, şimdi ise çok daha fazla televizyon ya da streaming projesi yapıyorum; çünkü fırsatlar gerçekten orada.
Sizce “mükemmel anne” diye bir şey var mı?
- Hayır, bence yok. Hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Anne olunca insan kendi annesine karşı da yumuşuyor; daha anlayışlı oluyorsun, anneni suçladığın şeylere bile başka türlü bakmaya başlıyorsun. Ben de biliyorum, kızım yakında bazı şeyleri mutlaka sorgulayacak, hatta sitem edecek. Ama ben çok uğraşıyorum. Önemli olan tek şey de bu; gerçekten çabalamak.
-Toplumun annelik ve babalığa bakışı nasıl?
- Annelerden beklenen şu: “Hadi, doğal olarak hemen adapte ol, anında sev, bayıl...” Ama kadınların gerçekte yaşadığı şey bu değil. Ve bu konular açık açık konuşulmuyor. Hamileliğini sevmeyebilirsin, hamile olmaktan nefret edebilirsin. Doğal doğum istemeyebilirsin. Emzirmek istemediğin için ayıplanabilirsin. Evet, yargı çoğu zaman diğer kadınlardan geliyor.
Erkekler tarafında ise... Daha en başından çok ilgili harika babalar tanıyorum. Ama bir yandan da bebeğe ne yapacağını bilmeyen, nasıl yaklaşacağını çözemeyen babalar var. O yüzden... Bilmiyorum... Bu roller nasıl değişecek, ben de kendime bunu soruyorum.🙄