Tam 11 saat gözaltında kalıp serbest bırakılmasına rağmen Londra Moda Haftası’nın ilk günü İngiltere’de ne bir açılış ne de bir defile konuşuldu.
Kral Charles o günkü görevine devam edip bu renkli açılışa katılsa da resmi ortamlardan sıyrılıp defile atmosferinde biraz nefes almak yerine kardeşinin gözaltına alınmasına dair sorular soran dev bir gazeteci ordusunu karşısında buldu.
Kralın eş zamanlı saray üzerinden yaptığı yazılı açıklamada ise aslında mesajı açıktı. Kral “Hukuk işlemeli. Adalet ne gerektiriyorsa o yapılmalı” dedi.
21. YÜZYILIN EN BÜYÜK ZARARI
İngiliz monarşisi uzun tarihi boyunca savaşlar, krizleri ve aile içi çalkantılar gördü. Ancak son yıllarda kurumu en fazla zorlayan başlıklardan biri hiç kuşkusuz Jeffrey Epstein dosyalarının yarattığı küresel sarsıntı oldu.
Bu dosyalarda adı geçen Prens Andrew’un yıllardır kamuoyu baskısı altında olması, yalnızca bireysel bir itibar meselesi değil, aynı zamanda kurumsal sorumluluk ve şeffaflık tartışmasının merkezinde yer alan bir anayasal kriz potansiyeli taşıyor.
Andrew hakkında geçmişte açılan sivil dava 2022’de mahkeme dışı uzlaşmayla sonuçlanmış, kendisi kamu görevlerinden çekilmiş ve askeri unvanlarını kaybetmişti.
Resmi görevlerden uzaklaştırılması, monarşinin kurumsal refleksinin bir göstergesi olarak sunuldu.
Ancak Epstein dosyalarının yeni dalgasına sarayın duvarları dayanamadı.
Önce Andrew’ün prenslik unvanı ardından ise oturduğu malikane elinden alındı.
Andrew’ün gözaltına alınması ise sonradan serbest kalmış olsa dahi monarşiye 21’inci yüzyıldaki en büyük itibar zararını verdi.