Meksika’nın iki yüzlü ekonomisi
İki gündür Meksika’yı izliyoruz.
Ülkenin en büyük suç örgütlerinden birine liderlik eden “El Mencho” lakaplı Nemesio Oseguera’nın, düzenlenen askeri operasyon sonrası ölmesi ve ardından çıkan çatışmalar dünyanın gündeminde. Dün bir tarama yaparak Meksika ekonomisinin son durumunu anlamaya çalıştım. Çeşitli kaynaklarda okuduklarımdan sonra kendine has benzersiz bir ülke ve ekonomi ile karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim.
Ülkenin iki ayrı yüzü var. Bir yüzünde otoyollarla ABD’ye bağlanan sanayi koridorları, diğerinde ise devletin zayıf kaldığı bölgelerde kurulan kartel düzeni hakim.
Harıl harıl çalışan, üretim yapan fabrikalar ülkenin beyaz yüzünü; fiili olarak vergi toplayan suç örgütleri ise karanlık yüzünü oluşturuyor.
BEYAZ YÜZDE FABRİKALAR
Meksika’nın büyüme modeli tamamen ABD’ye endeksli durumda. ‘Üretim yap, dolar kazan’ formülünü benimseyen Meksikalılar ihracatlarının yaklaşık yüzde 80’ini bu ülkeye gerçekleştiriyor. Yani Meksika dibine kadar ABD’ye bağımlı durumda. Ne üretiyorlar derseniz... Yakın olsun diye ABD sınırı boyunca kurulu olan fabrikalarda otomotivden beyaz eşyaya, elektronik ve medikal cihazlardan mobilyaya kadar aklınıza ne geliyorsa üretiliyor. Üstelik bu fabrikalar Maquiladora adındaki bir sistemle, yani bir ürünü imal etmek için herhangi bir tarife olmaksızın hammadde ithal edip, daha sonra hammaddeyi aldıkları ülkeye yani ABD’ye ihraç ediyorlar. Monterrey’den Chihuahua’ya uzanan hat, bugün dünyanın en dinamik sanayi bölgelerinden biri durumunda. Bu sistemin Çin-ABD gerilimi sonrasında daha da güçlendiğini belirtmekte fayda var. Küresel markalar için ülke, düşük maliyetli ama aynı zamanda ABD pazarına entegre bir üretim üssü. Özetle üretim için ABD’nin arka bahçesi tanımını yapmak sanırım yanlış olmaz.
Petrol var ancak artık ekonominin lokomotifi konumunda değil. Ulusal petrol şirketi Pemex’in borçları nedeniyle üretimi iyice azalmış durumda. Bu arada ABD’de oldukça fazla sayıda Meksikalı çalışıyor. Onların her yıl gönderdiği yaklaşık 60 milyar dolarlık para, iç talebi ayakta tutan görünmez bir destek. Ayrıca turizm de 30 milyar dolarla önemli bir gelir kalemi.