ARAP VE ASYA CEPHESİ
Netanyahu’nun isim vermekten çekindiği Arap ülkesi de Somaliland ve Sudan gibi konularda onunla aynı noktada duran Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olsa gerek.
İki ülke İran etkisi, Husi saldırıları, ticaret yollarının güvenliği gibi ortak kaygılara sahip. BAE’yle çıkar ilişkisi İsrail için Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’ndaki stratejik derinliğini genişletmesi anlamına geliyor.
Netanyahu’nun isim vermeden geçtiği Asya ülkesinin de Kazakistan olması mümkün. Kazakistan lideri Tokayev, İsrail ile normalleşme taahhüdü içeren İbrahim Anlaşmalarını son imzalayan ülke. Orta Asya’da Rusya etkisinden kurtulmaya çalışan bazı ülkelerin ABD ve İsrail’le yakınlaşması sürpriz değil.
TÜRKİYE’NİN POZİSYONU
Netanyahu’nun ‘Altıgen İttifak’ olarak tanıttığı yeni jeopolitik satrançta Türkiye’nin pozisyonunu İsrail açısından anlamamızı sağlayacak bir analiz önceki gün Jerusalem Post gazetesinde yayımlandı.
Seth J. Fratzman imzalı yazıda Türkiye’nin özellikle 2019’dan sonra bölge ülkeleriyle iyi ilişkiler kurmaya başlamasının ve Ukrayna-Rusya savaşında bir denge faktörü olmasının oyunu değiştirdiği, Suriye’de Esad’ın düşmesinin bir dönüm noktası olduğu vurgulanıyor.
Bu değişen politikaların İsrail’de endişeye yol açtığını söyleyen Fratzman yazıyı şu cümlelerle bitirmiş: “Ankara, İsrail’in artık bir krizden diğerine savrulduğunu düşünüyor. Özünde Ankara, rollerin değiştiğine inanıyor: Kendini artık krizleri tetikleyen ülke değil, istikrar sağlayıcı bir güç olarak görüyor. İsrail’in ise kriz üretici bir aktöre dönüştüğünü varsayıyor.”
İşte ‘Altıgen İttifak’ söylemini Netanyahu’nun bu mevcut şartlardaki tepkisi olarak okumak da mümkün.🤨