ÇOCUKLARINIZI BİR SANAT GALERİSİNE GÖTÜRÜN
İNGİLTERE’deki King’s College London üniversitesinden araştırmacı olan Tony Woods’un yaptığı bir çalışmayı okudum.
Manet, Toulouse-Lautrec ve van Gogh gibi sanatçıların eserlerini görmenin yalnızca estetik bir deneyim değil, aynı zamanda fiziksel faydaları da olabileceği küçük ama dikkat çekici bir deneyle ortaya konmuş.
Meğer mesele sadece “sanattan anlamak” değilmiş.
Araştırmada 18-40 yaş arası 50 kişi iki gruba ayrılıyor. Bir grup Londra’daki bir galeride orijinal tabloları inceliyor, diğer grup ise aynı eserlerin kopyalarına laboratuvar ortamında bakıyor.
Katılımcıların kalp ritimleri ölçülüyor, stres hormonu kortizol seviyeleri takip ediliyor, hatta iltihapla bağlantılı biyolojik göstergeler bile inceleniyor.
Sonuç şaşırtıcı.
Orijinal eserleri görenlerde kortizol seviyesi ortalama yüzde 22 düşüyor.
Kopyalara bakanlarda ise bu oran yalnızca yüzde 8.
Yani sanat sadece ruhu değil, bağışıklık sistemini de rahatlatıyor.
Araştırmayı yürüten Tony Woods’un söylediği cümle aslında her şeyi özetliyor.
“Sanat bizi sadece duygusal olarak etkilemez, bedenimizi de sakinleştirir.”
Galeride kendinizi iyi hissetmek için sanat tarihçisi olmanız gerekmiyor.
Çocuklar için ise etkisi muhtemelen daha büyük.
Çünkü onlar hala dünyayı ekranlardan değil, merak ederek öğreniyor.
Bir müzeye girmek,
bir tabloya bakmak, renkleri ve yüz ifadelerini çözmeye çalışmak...
Bu, sadece sanat eğitimi değil; dikkat, sabır ve hayal gücü eğitimi.
Belki de çocuklara verebileceğimiz en kıymetli şeylerden biri bu.
Çünkü bazen en modern terapi, yüzlerce yıl önce yapılmış bir tablonun karşısında sessizce durmaktır.