Telin ucundaki hayatlar
‘Kopma Noktası’ kendisini dolandırdığını düşündüğü şirketin sahibinin oğlunu rehin alarak eyleme kalkışan bir adamın öyküsü eşliğinde kapitalizm üzerine hatırlatmalar yapıyor. Ünlü yönetmen Gus Van Sant’ın imzasını taşıyan film, 1977’de yaşanmış gerçek bir hikâyeden sinemaya uyarlanmış.
Tony Kiritsis, Indianapolis merkezli Meridian Mortgage şirketinden aldığı krediyle arazi edinmiş ve bu yolla kısa zamanda sınıf atlayacağına inanmıştır. Ama işler beklediği gibi gitmez. Şirket sahibinin araziyi piyasa değerinden düşük bedelle elinden alıp kendisini dolandırdığını düşünür. Bu durumu çözmek için bir plan yapıp 8 Şubat 1977’de Meridian Mortgage’ın merkezine gider. Hedefi şirketin sahibi M. L. Hall’dur ama kendisi Florida’da tatilde olduğu için oğlu Richard O. Hall’u rehin alır ve eylemini kamuoyuna duyurur.
Tony’nin kaçırma yöntemi İngilizcede ‘Dead Man’s Wire’ denen ve anlamı ‘Ölü Adamın Teli’ olan ilginç bir tekniktir. Bu düzenekte rehinenin başına doladığı teli elindeki av tüfeğine bağlamıştır; kendine yapılacak bir müdahalede tüfek ateş alacak ve Richard Hall ölecektir. Tony önce müdavimi olduğu mekândan tanıdığı dedektif Richard’la kontak kurar, sonra bir polis aracının kendine tahsis edilmesini sağlar ve rehineyi alıp evine götürür. Bu arada her daim dinlediği radyo programcısı Fred Temple vasıtasıyla eyleminin gerekçesinin halka ulaşmasını ve açıklanmasını talep eder. İsteği şudur: Meridian Mortgage kamuoyu önünde kendisinden özür dilemelidir. Lakin şirket yöneticisi Clifford Chapman’ın televizyonda özür dilemesi onu tatmin etmez, devreye M. L. Hall’un da girmesini ister...
‘Can Dostum’ (Good Will Hunting, 1997), ‘Fil’ (Elephant, 2003), ‘Milk’ (2008), ‘Sonsuzluk Ormanı’ (The Sea of Trees, 2015) gibi yapıtlarıyla tanıdığımız Gus Van Sant son çalışması ‘Kopma Noktası’nda (Dead Man’s Wire) yaşanmış bir olayı neredeyse bire bir ayrıntılarıyla perdeye taşımış. Girişte konusunu özetlediğim yapım sistem tarafından kandırıldığını düşünen ‘küçük adam’ın büyük bir oluşuma karşı verdiği mücadeleyi zaman zaman gerilimle, zaman zaman da komik ve ironik bir öykü eşliğinde aktarıyor.
Ana karaktere göz attığımızda onun sisteme ilişkin dertlerle pek yoğrulmadığını, yardımsever, kurallara uyan, nazik bir kişiliğe sahip olduğunu görüyoruz. Tony Kiritsis tatlı kaçık bir portreye daha yakın bir konumda. ‘Kopma Noktası’ bir tür enayi yerine konduğunu düşünen ve “Sadece bir yatırım yaptım ama karşılığında neye reva görüldüm” fikriyatındaki ana karakterin ilgili gördüğü kişiyi rehin alması ve onu evine getirip yaklaşık 63 saat boyunca gözetimde tutmasına odaklanıyor.